Toparlanıyoruz

Kategori - Bilgilendirme

Devlet İhale Tüzüğü Suistimale Açık! Gecikmeksizin Değiştirilmelidir.

EmptyPost

Toparlanıyoruz Hareketi olarak kamu kaynaklarının adil, hesap verebilir ve şeffaf bir şekilde kullanılması için kurulduğumuz günden bu yana çalışmalarda bulunmaktayız. Çok rahatlıkla söyleyebiliriz ki ülke yönetiminde hissedilen en önemli eksikliklerden biri hukukun üstünlüğü ilkesinin yönetime gelen siyasi partiler tarafından bir türlü benimsenememesidir. Siyasi partiler halktan aldıkları oyla yönetime geldikten sonra kendilerine verilen temsil yetkisini bir sorumluluk meselesi olarak değil hoyratça kullanılabilecek bir güç vasıtası olarak görmektedirler.

Bu durumu en güzel şekilde ortaya koyabilecek örneklerden biri Devlet İhale Tüzüğü’nün suistimale açık olmasına rağmen yönetime gelen siyasi partiler tarafından bir türlü değiştirilmemesi ve doğru düzgün bir Kamu İhale Yasası hazırlanmamasıdır.

Devlet İhale Tüzüğü’nün 3. maddesinin 2. fıkrası suistimale açıklık oluşturan bir maddedir. Sözkonusu madde şöyledir:

“Bakanlar Kurulu, özelliği olan ihaleleri bu Tüzük kapsamı dışında bırakabilir. Ancak, bu Tüzük kapsamı dışında bırakılacak ihalelerle ilgili koşullar belirlenir.”

Bu maddedeki en büyük sorun “özelliği olan ihaleler” kavramının tüzük içerisinde tanımlanmamış olmasıdır. Bu tanımlamanın yapılmamış olması hükümete gelen siyasi partilerin kendi keyiflerine göre “özelliği olan ihaleler”i belirlemesine neden olmaktadır. Böylece hükümetler bazı hizmet alımlarını herhangi bir ihaleye tabi tutmaksızın çeşitli kişi veya şirketlerden yapmaktadır.

CTP BG – DP UG Hükümet döneminde yaptığımız bir bilgi edinme başvurusunda “özelliği olan ihaleler ne demektir?” diye sormuştuk. Verilen yanıt şuydu:

  1. Aciliyet içeren, kısa sürede tamamlanması gerekli olup ihale süreci için beklenemeyecek işler
  2. Daha önce alınan bir marka veya firma’ya ait makine, araç-gereçle ilgili yedek parça ve bakım işleri
  3. Yapılacak işin rekabet ortamının oluşturulamayacağı, özel bir bilgi ve birikim gerektiren işler
  4. Gizlilik içeren askeri malzeme ve muharebe malzemesine ilişkin ihaleler
  5. Aciliyeti olan sağlık malzemesi, ilaç ve tıbbi malzeme

Bu kriterler ilk bakışta makul görünmektedir. Fakat bu kriterler bir hükümetin kendince belirlediği kriterlerdir. Yani bir başka hükümet görevde olduğunda bu kriterleri keyfine göre değiştirebilecektir. Oysa bir hukuk devletinde kurallar yönetenlerin keyfine bırakılamaz.

Yaptığımız çalışma neticesinde 2014 yılında Devlet İhale Tüzüğü’nün 3. maddesinin 2. fıkrasına dayanılarak 25,35 Milyon Türk Lirası ve 349,918 Euro; 2015 yılında ise 46.81 milyon Türk Lirası, 691,000 Euro ve 292,500 Sterlin tutarında ihalesiz bir şekilde harcamalar yapıldığını tespit ettik. Bu harcamaların hepsinin yukarıda değindiğimiz 5 adet kritere uyup uymadığı tartışmalıdır. Bir hukuk devletinde hükümetin hesap verebilirlik ve şeffaflık ilkeleri açısından tartışmalı işlemleri olması kabul edilemezdir.

Hükümet ortakları olan CTP BG ve UBP’ye çağrı yapıyoruz: Devlet İhale Tüzüğü’nün suistimale açık olan ve belirsizlik içeren üçüncü maddesinin ikinci fıkrasını derhal değiştirin ve Kamu İhale Yasa Tasarı’sını geciktirmeksizin Meclis Genel Kurulu’nun huzuruna getirin. Artık kendi zümresinin çıkarını gözeten, denetlenmeye kapalı yönetim anlayışının değişmesinde rol oynayın ve insan odaklı, adil, hesap verebilir ve şeffaf bir yönetimin yerleşmesi için çaba gösterin.

Tüm listeye buradan ulaşabilirsiniz.

CTP-BG UBP Hükümeti – Hükümet Programi Ne Alemde?

serkan

Toparlanıyoruz Hareketi Başkanı Serkan Mesutoğlu, Yenibakış Gazetesi muhabiri Eniz Orakçıoğlu’nun “Bize hükümet programını dikkate alarak hükümetin 3 aylık icraatlarını değerlendirebilir misiniz?” sorusuna cevaben hükümetin icraatlarını değerlendirdi.

…hükümet programında üç ay içerisinde yapılması vaad edilen işler için zaman henüz dolmadı. Bu yüzden üç ayın dolduğunu kabul edip ona göre eleştiri yapmak haksızlık olacaktır

Bildiğiniz gibi CTP UBP Hükümeti’nin hükümet programı 27 temmuz tarihinde güvenoyu almıştır. Dolayısıyla, hükümet programında üç ay içerisinde yapılması vaad edilen işler için zaman henüz dolmadı. Bu yüzden üç ayın dolduğunu kabul edip ona göre eleştiri yapmak haksızlık olacaktır. Ancak üç ayın dolmasına da oldukça kısa bir süre vardır ve bu kısa süre içerisinde yapılması gereken işler de küçümsenecek işler değildir.

Üç ay boyunca neler yapılması lazım ve ne yapıldı sorularına girmeden önce hükümet programının takvimlendirilmesini bir yönden garip bulduğumu ifade etmek isterim. Hükümet programının 27 temmuz tarihinde güvenoyu aldığını söylemiştik. Hükümet programını okuduğunuzda üç ay içerisinde yürürlüğe koyulacak yasalar olduğu ifade edilmektedir. Fakat bu üç aylık sürenin iki ayının meclisin tatiline denk geldiğini düşününce bazı yasaların nasıl yürürlüğe sokacaklar diye düşündüm ve biraz garipsedim.

Tabii ki meclisin tatilde olması meclis komitelerinin çalışmasına engel değildir. Bunu Meclis Başkanı Sibel Siber de dile getirmişti. Ancak ben komitelerin çalıştığına dair herhangi bir haber duymadım, okumadım. Belki “biz aslında 3 ay çalıştık size de hiç çaktırmadık, buyurun işte 3 ayda geçirmeyi düşündüğümüz yasaları hazırladık” diyerek bize sürpriz yaparlar diye umuyorum.

Devamı

Ülkesel Fiziki Plan; 26 Yıl Geciken Doğru Adım

fiziki plan

1989 yılında çıkarılan İmar Yasası ile 2 yıl içerisinde tamamlanması öngörülen “Ülkesel Fiziki Plan”, üzerinden 26 yıl geçmesinden sonra nihayet son Bakanlar Kurulu’nda onaylanarak  yürürlüğe girmiş oldu.

Her ne kadar, çeyrek asır boyunca hazırlanması ihmal edilmiş olsa da, Ülkesel Fizik Planı’nın onaylanmasını  olumlu bir adım olarak değerlendiriyoruz. Ancak; ülkemizde sorunların çoğunluğunun uygulama ve denetimin yetersiz olmasından kaynaklandığını önemle vurgulamak istiyoruz. Ülkesel Fizik Planı’nın onaylanması tek başına yeterli değildir.  Başta imar planları olmak üzere Ülkesel Fizik Planı’nda öngörülen tüm planların hazırlanması; ilgili uygulama ve denetleme mekanizmalarının derhal oluşturulması ve etkin olarak çalıştırılması gerekmektedir. Bu kapsamda Ülkesel Fizik Planı’nın uygulanmasında yetki ve sorumluluk sahibi olan Şehir Planlama Dairesi, belediyeler ve ilgili tüm kuruluşların uygulama kapasitesinin artırılması önem taşımaktadır. Aksi durumda, Ülkesel Fizik Planı boş bir çerçeve olarak kalacaktır. Bakanlar Kurulu’nun ve siyasilerin samimiyetleri, Ülkesel Fizik Planı’nın uygulanmasını sağlamaya yönelik olarak ivedilikle atacakları bu adımlarla sınanacaktır. Bu adımların atılmaması ise yapılanın sadece bir göz boyama olduğunu gösterecektir.

Toparlanıyoruz Hareketi, onaylanmasını önemli bir gelişme olarak nitelendirdiği Ülkesel Fizik Planı’nın uygulama sürecinin aktif takipçisi olacaktır. Bu konuyla ilgili bir önceki açıklamamızı buradan bulabilirsiniz.

Bilgilenelim: Hükümet Programı