Toparlanıyoruz

Yazar - Toparlanıyoruz

Bir Popülizm Aracı Olarak İlçe Yapmak

lefke

Kıbrıs sorununda devam eden müzakerelerin en kritik gününde, neredeyse tüm ülke Mont Pelerin’den çıkacak sonuca odaklanmışken,  Kuzey Kıbrıs’ta Bakanlar Kurulu olağanüstü toplandı ve bazı ‘icraat’lara imza attı. Lefke’nin 6. İlçe olmasını öngören yasa tasarısı, Bakanlar Kurulu tarafından onaylanarak meclise gönderildi.  Hükümet programında yazılan vaatleri bile yerine getiremeyenlerin, hiçbir hazırlık yapılmadan alınan bu kararın gereklerini başarıyla uygulayacağı hiç inandırıcı gelmiyor. Sorulması gereken esas soru, mevcut sorunların çözülmesi için yeni bir ilçe yaratmanın ne derece gerekli olduğudur. Lefke 6. İlçe olduğunda tüm sorunlar kendiliğinden çözülecek mi? Böylesi kritik bir dönemde, alelacele alınan bu kararın tartışılması ve sonuçlarının iyi değerlendirilmesi gerekir.

18 sene önce ilçe ilan edilen İskele ve Güzelyurt’un bile tam anlamıyla ilçe olamadığı ve bölge halkının birçok sorunla yaşamını sürdürmek zorunda kaldığı, acı bir gerçek olarak önümüzde dururken, ilçe olunduktan sonra Lefke’de tüm sorunların sona ereceğini düşünmek hayalcilikten öteye gitmiyor. Ömrü kısa olan bir hükümetin, görev süresi içerisinde başaramayacağı böyle bir karara neden imza attığı ortadadır. UBP-DP hükümetinin oy kaygısıyla, tamamen seçim yatırımı olarak ürettiği bu karara ve altı doldurulmamış popülist söylemlere, Lefke’de yaşayan insanlarımızın prim vermeyeceğini umuyorum.

Bir bölgenin ilçe olması, sadece bir kaymakam atanmasından ve birkaç tane devlet dairesi açmaktan ibaret değildir. İlçe olmanın en temel prensibi, halka etkin ve hızlı hizmeti sağlamaktır. Lefke’de faaliyet gösteren Elektrik, Sosyal Sigortalar, Telekomünikasyon gibi önemli devlet kurumları bile işlevsiz ve hizmet veremez durumdadır. Lefke’nin 6. İlçe olmasıyla birlikte mevcut kurumlar personel ve altyapı bakımından güçlendirilerek, orada yaşayan insanların Güzelyurt veya Lefkoşa’ya gitmesini gerektirmeyecek şekilde hizmet verebilir duruma getirilmelidir. Bu kurumların dışında Lefke’de bulunmayan devlet kurumları da açılarak bölge halkına hizmet vermeye başlamalıdır. Bunun hem yapısal hem de personel anlamda getireceği mali yükün hükümet tarafından hesaplandığına  ve gerekli hazırlığın yapıldığına inanmayı çok isterdim ama görünen odur ki bu yönde herhangi bir hazırlık yapılmadı.

İlçe olmanın getirdiği en önemli gereklilik Kaymakamlık Merkez Kuruluşu’dur. Kaymakamlık yerel kuruluş organlarını denetlemenin yanı sıra “nüfus, kimlik, askerlik ve pasaport” birimleriyle de vatandaşa hizmet sağlamakla yükümlüdür. Şu anda Lefke’de bir kaymakamlık binası bulunuyor ve Güzelyurt Kaymakamı haftanın bir günü oraya gidiyor. Yapısal anlamda bir kaymakamlık binasının bulunması avantajdır; ama 6. İlçe olunmasıyla birlikte, yukarıda sayılan birimlerin halka etkin hizmet verecek şekilde oluşturulması gerekmektedir.

İlçe olmanın gerektirdiği bir diğer önemli husus da; İlçe sınırları içerisinde huzur ve güvenliğin sağlanması için etkin ve çağdaş bir ilçe emniyet kuruluşudur. Mevcut  5 ilçede Polis Müdürlüğü bulunmakta ve Lefke’de de Güzelyurt Polis Müdürlüğüne bağlı olan Lefke Karakolu faaliyet göstermektedir. Öğrenci sayısı ve Lefke’nin yaklaşık 12,000 kişilik kendi nüfusuna göre, mevcut Karakol asayişi sağlamakta yetersiz kalıyor. Son zamanlarda öğrenciler arasında yaşanan çatışmalarda, polisin müdahale etmekte yetersiz kalması bunun en büyük örneği olarak karşımızda durmaktadır. (Lefke Avrupa Üniversitesi son üç yılda öğrenci sayısını 3000’li sayılardan 7000’lere çıkardı.) Gemikonağı’nda faaliyet gösteren İtfaiye Şubesi, altyapı ve personel açısından güçlendirilmeli ve çağdaş hizmet vermesi sağlanmalıdır

Sadece kağıt üzerinde değil, tam anlamıyla ilçe olmak için sağlık hizmetleri de büyük önem taşır. Lefke’de bulunan ikinci basamak Cengiz Topel Hastanesi, Güzelyurt ve Lefke bölgesinde var olan tek hastanedir. Yaklaşık 30,000 olan Güzelyurt-Lefke nüfusuna, bölgede bulunan 3 üniversite’nin öğrenci sayısı da eklendiğinde, bölgenin tek hastanesi olan Cengiz Topel Hastanesinin ve iki sağlık ocağının; altyapı, donanım, sağlık ekibi, yatak, doktor vb. eksikler nedeniyle bölgenin ihtiyacına cevap vermekten çok uzak olduğu açıktır. (Kamu komisyonu tarafından bölgeye atanan 20 kişilik doktor kadrosundan sadece 8’i aktif olarak görev yapıyor.)

Batı bölgesinde Güzelyurt Kaza Mahkemesinin yanı sıra, Lefke bucağında da Lefke Mahkemesi faaliyet gösteriyor; fakat Lefke Mahkemesi haftada iki gün hizmet vermektedir. Uzun süre önce ilçe olan İskele’de dahi yapımı 2007 yılında başlayan Kaza Mahkemesi, geçtiğimiz yıl (2015) hizmet vermeye başlamıştı. Bu açıdan Lefke’nin bir mahkemeye sahip olması avantajdır; fakat Lefke’nin ilçe olması durumunda her gün hizmet sağlayacak Lefke Kaza Mahkemesi kurulmalıdır. Uygun altyapı ve iyi çalışma ortamının yaratılıp, mahkeme personelinin maddi manevi tatmin içinde görev yapması büyük önem taşımaktadır; fakat yargıda var olan sorunlardan dolayı Lefke Kaza Mahkemesinin kurulup, her gün hizmet vermesinin sağlanması mümkün görünmüyor.

Kuzey Kıbrıs’ın 5 ilçesinde Sivil Savunma Teşkilatına bağlı bölge müdürlükleri faaliyet göstermektedir. Geçmiş dönemlerde Lefke’de bulunan Sivil Savunma binası, daha sonra Güzelyurt’a taşınmıştı. Acil durumlara müdahalede önemli görev üstlenen Sivil Savunma Teşkilatının, Lefke’de yeniden faaliyet göstermesi de ilçe olunması durumunda gereklilik olarak sayılabilir.

Lefke’nin 6. İlçe olması halinde mevcut kurumlar halka etkin hizmet verebilir hale getirilmeli, mevcut olmayanlar da Lefke’ye şube açmalıdır. Lefke’nin gerçek anlamda ilçe olması ve vatandaşa hızlı hizmetin sağlanması ancak bu şekilde mümkündür. Sadece kağıt üzerinde kalan bir “Lefke İlçesi”; halkın sorunlarına gerçekçi, akılcı ve kalıcı çözümler getirmekten çok; siyasetçiler tarafından seçim döneminde propaganda malzemesi olarak kullanılan bir icraat olarak karşımızda duracaktır. Güzelyurt ve İskele’nin ilçe ilan edilmesinden 18 yıl sonra bile bunun gereklerinin tam anlamıyla yerine getirilmediği ve bu bölgelerde yaşayan insanların hayatından memnun olmadığı ortadayken, Lefke’de mevcut hükümetle bunun başarılabileceğine inanasım gelmiyor.

Batuhan Beyatlı

 

Güzelyurt’ta Bulunan KamuKurumları Lefke’de Bulunup Bulunmadığı
Su İşleri Dairesi ?
Orman Dairesi Müdürlüğü VAR
Karayolları Dairesi YOK
Sosyal Sigortalar Dairesi VAR
Çevre Koruma Dairesi VAR
Tarım Dairesi ?
Polis Müdürlüğü YOK
Gelir ve Vergi Dairesi VAR
Veteriner Dairesi YOK
Telekomunikasyon Dairesi VAR
Elektrik Kurumu VAR
Kaymakamlık Merkez Kuruluşu YOK (Bina olarak mevcut. Geçmişten gelen bir gelenek olarak Haftada bir gün Güzelyurt Kaymakamı tarafından ziyaret ediliyor.)
Belediye VAR
Kaza Mahkemesi YOK (Haftanın iki günü hizmet veren Lefke Mahkemesi var)
Sivil Savunma Bölge Müdürlüğü YOK
Posta Dairesi VAR
Sıhhiye Dairesi YOK
Eski Eserler ve Müzeler Dairesi YOK
Kaza Tapu Amirliği YOK
Meteoroloji Dairesi YOK
Sosyal Hizmetler Dairesi Bölge Amirliği Sosyal Hizmetler Dairesi Lefke Bürosu olarak var.
Halk Kütüphanesi YOK
Toprak Ürünleri Kurumu

 

YOK
Ticaret Dairesi YOK
İskan ve Rehabilitasyon Dairesi

Güzelyurt Tarımsal Şubesi

ve

Güzelyurt İskan Şubesi

 

YOK

Şehir Planlama Dairesi YOK
Bayrak Radyo Televizyon Kurumu Bürosu YOK
İhtiyat Sandığı YOK
İlçe Seçim Kurulu YOK
İtfaiye VAR
Jeoloji ve Maden Dairesi YOK
Kooperatif Şirketler Mukayyitliği YOK
Spor Dairesi YOK
Piyangolar YOK
Spor Dairesi Bölge Amirliği YOK
Çalışma Dairesi Bölge Amirliği Lefke Bürosu olarak var
   

 

 

Hukuksuzluğun nedeni sadece siyasetçiler mi?

hukuksuz

Son günlerde artan bir hızla toplum gündemine “virüs” gibi yerleşen ve toplumla yürütme erkini adeta güreş ringinde karşı karşıya getiren hukuk dışı uygulamaların nedenlerini irdelemek, “temiz toplum, temiz siyaset ve kendi irademize dayalı temiz bir gelecek” sloganı doğrultusunda uğraş veren herkesin kapsam alanındadır. Sosyal alanda açtığı ve çare üretilmezse, geri dönüşümün mümkün olamayacağı nice yıkılımlara neden olacağı açıkca görülen tüm bu kaosların nedenlerini önyargısız olarak sorgulayıp saptamak, çözmek için ilk yapılması gerekenlerdendir. Devamı

Arakçı Hükümet İstemiyoruz!

arakci

Yıllarca kamu kaynaklarını kendinize, yakınlarınıza ve yandaşlarınıza peşkeş çektiniz, yetmedi. “En büyük vatanseverler bizleriz” diye ortalıkta dolaşırsınız ama şimdiye kadar her hükümete geldiğinizde kamu kaynaklarını, keyfi bir şekilde, kendi özel çıkarlarınıza kullanmakta, deyim yerindeyse halkın sırtından geçinmekte hiç sakınca görmediniz.

Şimdi yine hükümettesiniz. Hükümete gelir gelmez, her zaman yaptığınızı yaptınız: ne kadar eş, dost, akraba, yandaş varsa, ehil olup olmadıklarına aldırmaksızın, gelişigüzel bir şekilde devlet kurumlarının başına atadınız. Kamuya ait kaynakları, hep babanızın çiftliği gibi gördünüz. Bu kaynakları kişisel veya partisel çıkarlar için kullanamazsınız diye sonsuz kere eleştirildiniz, uyarıldınız. Ama anlamadınız. Bunun  iki nedeni olabilir: ya anlama kapasitesine sahip değilsiniz ya da ar damarınız çatlamış durumdadır. Acaba siz hangisini kendinize yakıştırıyorsunuz?

Bu çerçevedeki icraatınıza son örnek, Başbakan’ın Haziran başındaki bir yurtdışı seyahati oldu. Bakanlar Kurulu, Başbakan Özgürgün’ün “Özel bir davete katılmak” maksadıyla İstanbul’a yapacağı günübirlik ziyaret  için kendisinin ve yanında götüreceği yedi kişinin tüm giderlerinin devlet tarafından ödenmesine karar verdi! Bunun adı kıyak, hatta kamu kaynaklarını araklamak değilse nedir?

Sahi, sizin hiç utanmanız arlanmanız yok mu?

Radyasyon Riski ve Hükümetlerimizin Duyarsızlığı!

cobalt60

Toplumun genelini ilgilendiren meseleleri olgular temelinde sorgulamayı ve çözüm yolları hakkındaki tartışmalara katkıda bulunmayı görev edinmiş olan Toparlanıyoruz Hareketi, bazı duyarlı vatandaşların Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’nde atıl durumda bulunan ve radyoaktif madde içeren bir cihaza ilişkin endişeleri ile bu bağlamda basına yansıyan haberlerden yola çıkarak, 29 Şubat 2016 tarihinde KKTC Sağlık Bakanlığı’na bir bilgi edinme başvurusu yapmıştır. Gelen cevaptan edindiğimiz bilgi ve konuya ilişkin değerlendirmemiz aşağıda sunulmaktadır. (Söz konusu kaynak bilgi ve belgelere buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz)

Devamı

Devlet İhale Tüzüğü Suistimale Açık! Gecikmeksizin Değiştirilmelidir.

EmptyPost

Toparlanıyoruz Hareketi olarak kamu kaynaklarının adil, hesap verebilir ve şeffaf bir şekilde kullanılması için kurulduğumuz günden bu yana çalışmalarda bulunmaktayız. Çok rahatlıkla söyleyebiliriz ki ülke yönetiminde hissedilen en önemli eksikliklerden biri hukukun üstünlüğü ilkesinin yönetime gelen siyasi partiler tarafından bir türlü benimsenememesidir. Siyasi partiler halktan aldıkları oyla yönetime geldikten sonra kendilerine verilen temsil yetkisini bir sorumluluk meselesi olarak değil hoyratça kullanılabilecek bir güç vasıtası olarak görmektedirler.

Bu durumu en güzel şekilde ortaya koyabilecek örneklerden biri Devlet İhale Tüzüğü’nün suistimale açık olmasına rağmen yönetime gelen siyasi partiler tarafından bir türlü değiştirilmemesi ve doğru düzgün bir Kamu İhale Yasası hazırlanmamasıdır.

Devlet İhale Tüzüğü’nün 3. maddesinin 2. fıkrası suistimale açıklık oluşturan bir maddedir. Sözkonusu madde şöyledir:

“Bakanlar Kurulu, özelliği olan ihaleleri bu Tüzük kapsamı dışında bırakabilir. Ancak, bu Tüzük kapsamı dışında bırakılacak ihalelerle ilgili koşullar belirlenir.”

Bu maddedeki en büyük sorun “özelliği olan ihaleler” kavramının tüzük içerisinde tanımlanmamış olmasıdır. Bu tanımlamanın yapılmamış olması hükümete gelen siyasi partilerin kendi keyiflerine göre “özelliği olan ihaleler”i belirlemesine neden olmaktadır. Böylece hükümetler bazı hizmet alımlarını herhangi bir ihaleye tabi tutmaksızın çeşitli kişi veya şirketlerden yapmaktadır.

CTP BG – DP UG Hükümet döneminde yaptığımız bir bilgi edinme başvurusunda “özelliği olan ihaleler ne demektir?” diye sormuştuk. Verilen yanıt şuydu:

  1. Aciliyet içeren, kısa sürede tamamlanması gerekli olup ihale süreci için beklenemeyecek işler
  2. Daha önce alınan bir marka veya firma’ya ait makine, araç-gereçle ilgili yedek parça ve bakım işleri
  3. Yapılacak işin rekabet ortamının oluşturulamayacağı, özel bir bilgi ve birikim gerektiren işler
  4. Gizlilik içeren askeri malzeme ve muharebe malzemesine ilişkin ihaleler
  5. Aciliyeti olan sağlık malzemesi, ilaç ve tıbbi malzeme

Bu kriterler ilk bakışta makul görünmektedir. Fakat bu kriterler bir hükümetin kendince belirlediği kriterlerdir. Yani bir başka hükümet görevde olduğunda bu kriterleri keyfine göre değiştirebilecektir. Oysa bir hukuk devletinde kurallar yönetenlerin keyfine bırakılamaz.

Yaptığımız çalışma neticesinde 2014 yılında Devlet İhale Tüzüğü’nün 3. maddesinin 2. fıkrasına dayanılarak 25,35 Milyon Türk Lirası ve 349,918 Euro; 2015 yılında ise 46.81 milyon Türk Lirası, 691,000 Euro ve 292,500 Sterlin tutarında ihalesiz bir şekilde harcamalar yapıldığını tespit ettik. Bu harcamaların hepsinin yukarıda değindiğimiz 5 adet kritere uyup uymadığı tartışmalıdır. Bir hukuk devletinde hükümetin hesap verebilirlik ve şeffaflık ilkeleri açısından tartışmalı işlemleri olması kabul edilemezdir.

Hükümet ortakları olan CTP BG ve UBP’ye çağrı yapıyoruz: Devlet İhale Tüzüğü’nün suistimale açık olan ve belirsizlik içeren üçüncü maddesinin ikinci fıkrasını derhal değiştirin ve Kamu İhale Yasa Tasarı’sını geciktirmeksizin Meclis Genel Kurulu’nun huzuruna getirin. Artık kendi zümresinin çıkarını gözeten, denetlenmeye kapalı yönetim anlayışının değişmesinde rol oynayın ve insan odaklı, adil, hesap verebilir ve şeffaf bir yönetimin yerleşmesi için çaba gösterin.

Tüm listeye buradan ulaşabilirsiniz.

CTP-BG UBP Hükümeti – Hükümet Programi Ne Alemde?

serkan

Toparlanıyoruz Hareketi Başkanı Serkan Mesutoğlu, Yenibakış Gazetesi muhabiri Eniz Orakçıoğlu’nun “Bize hükümet programını dikkate alarak hükümetin 3 aylık icraatlarını değerlendirebilir misiniz?” sorusuna cevaben hükümetin icraatlarını değerlendirdi.

…hükümet programında üç ay içerisinde yapılması vaad edilen işler için zaman henüz dolmadı. Bu yüzden üç ayın dolduğunu kabul edip ona göre eleştiri yapmak haksızlık olacaktır

Bildiğiniz gibi CTP UBP Hükümeti’nin hükümet programı 27 temmuz tarihinde güvenoyu almıştır. Dolayısıyla, hükümet programında üç ay içerisinde yapılması vaad edilen işler için zaman henüz dolmadı. Bu yüzden üç ayın dolduğunu kabul edip ona göre eleştiri yapmak haksızlık olacaktır. Ancak üç ayın dolmasına da oldukça kısa bir süre vardır ve bu kısa süre içerisinde yapılması gereken işler de küçümsenecek işler değildir.

Üç ay boyunca neler yapılması lazım ve ne yapıldı sorularına girmeden önce hükümet programının takvimlendirilmesini bir yönden garip bulduğumu ifade etmek isterim. Hükümet programının 27 temmuz tarihinde güvenoyu aldığını söylemiştik. Hükümet programını okuduğunuzda üç ay içerisinde yürürlüğe koyulacak yasalar olduğu ifade edilmektedir. Fakat bu üç aylık sürenin iki ayının meclisin tatiline denk geldiğini düşününce bazı yasaların nasıl yürürlüğe sokacaklar diye düşündüm ve biraz garipsedim.

Tabii ki meclisin tatilde olması meclis komitelerinin çalışmasına engel değildir. Bunu Meclis Başkanı Sibel Siber de dile getirmişti. Ancak ben komitelerin çalıştığına dair herhangi bir haber duymadım, okumadım. Belki “biz aslında 3 ay çalıştık size de hiç çaktırmadık, buyurun işte 3 ayda geçirmeyi düşündüğümüz yasaları hazırladık” diyerek bize sürpriz yaparlar diye umuyorum.

Devamı