Toparlanıyoruz

Yazar - Toparlanıyoruz

Toparlanıyoruz Hareketi’nden, Yenişehir Mahalleme Dokunma İnisiyatifi’ne destek.

04-2018-Yenisehir-mahallesi-Toparlanıyoruz

Toparlanıyoruz Hareketi (Temiz Toplum Derneği), Yenişehir Mahalleme Dokunma İnisiyatifi’ni ziyaret ederek haklı mücadelelerine destek belirtti.

 

Gerçekleşen ziyarette bilgi alış verişinde bulunularak, önümüzdeki günlerde de sürecek olan mücadelede Toparlanıyoruz Hareketi’nin desteğinin süreceği belirtildi.

 

Anayasa’nın 159 (1)(b) maddesi kapsamında olan tüm taşınmaz malların/arazilerin/binaların/tesislerin, Bakanlar Kurulu kararı ile 12/89 sayılı İskan Topraklandırma ve Eşdeğer Mal Yasası kapsamından çıkartılarak kiralanmasının hukuka uygun olmadığı, bunun sadece Anayasa’nın 159 (3) maddesinde açıkça sayılmış olan; orman, yeşil saha, anıt ve park yerleri, sular, yeraltı suları, doğal kaynaklar ve savunma alanları, kamu yönetimi ve askeri amaçlar için gerekli bina, tesis ve arsalar ile şehir ve kırsal planlama ve toprak koruma amaçları için KAMU YARARI esas alınarak, kapsam dışı bırakılabileceği,

 

Kapsam dışı bırakılacaksa da; Anayasanın 159 (2) maddesine giren taşınmaz malların mülkiyetinin HAK SAHİPLERİNE devrinin öncelik taşıdığı hükümleri mevcuttur.

 

Yukarıda sayılan hukuki argümanlar defalarca savcılık görüşlerinde ve Anayasa Mahkemesi kararlarında da teyit edilmiş bulunmaktadır.

 

“Yurt severlerin” bu olayda KAMU YARARI gütmedikleri ise aşikardır.

 

Dörtlü Koalisyon Hükümeti sadece bu konu özelinde değil, yurt genelinde bu gibi ve benzer PEŞKEŞ faaliyetlerine de engel olmalı ve mevcut kararları derhal iptal etmelidir.

 

Hükümete önemle duyurulur!

 

Saygılarımızla,

 

Toparlanıyoruz Hareketi

2 dava, 17,500TL ve hak aramanın dayanılmaz hafifliği

YIM-SST-makbuzlar

Toparlanıyoruz Hareketi (Temiz Toplum Derneği) kurulmuş olduğu günden itibaren üç temel ilkeyi temel almıştır: temiz toplum, temiz siyaset ve kendi irademize dayalı bir yönetim.

 

Dernek tüzüğümüzde belirli koşullarda dava açmak faaliyetlerimiz arasındadır. Hukukuk üstünlüğü ilkesini hakim kılmak, veya KKTC’de yaşayanların kendi iradelerine dayalı bir gelecek oluşturabilmesi için devlet organları ve kurumlarının Anayasa ve yasalara uygun bir şekilde yönetilmesi için dava açmak bunların iki örneğidir.

 

Geçtiğimiz yıl Yüksek İdare Mahkemesi’nde açtığımız ve sonuçlanan davalarda ‘meşru menfaat’ engeline takılarak, maalesef istediğimiz yasal sonuçlara ulaşmayı başaramadık. Davalardan birincisi kamuoyunda ‘Mercedes Davası’ olarak da bilinen makam araçlarının ihalesiz yenilenmesi davası ve istinafıydı. Diğeri ise Sivil Savunma Teşkilatı Başkanı’nın Sivil Savunma Yasası’na uygun bir şekilde atanıp atanmamasıyla ilgiliydi. Meşru menfaat kabaca davacıyla ilgili aranan bir ön kabul şartıdır. Mahkemeler zamanla bu kavramı geniş veya dar yorumlayabilirler. Genel kanı, meşru menfaat kavramının çok geniş yorumlanması halinde mahkemelerin dava yoğunluğunda boğulacağı yönündedir. Ancak meşru menfaatın çok dar yorumlanması ise hukuk devletini oluşturma imkanını ve şansını azaltacaktır.

 

Her iki davada da meşru menfaatimizin olmadığı kararına varan Mahkeme Heyeti aslında davalarımızı bu teknik noktadan yola çıkarak reddetmiştir. Diğer bir değişle Yüce Mahkeme Heyeti konunun özüyle ilgili bir karar üretmemiş, dolayısıyla bu idari işlemlerin yasallığı hukulsal anlamda tam olarak test edilmemiştir.

 

Öte yandan, iki davada da alehimizde çıkan kararlara ilaveten dava masrafları da eklenmiştir. ‘Mercedes Davası’nda daha önce ödediğimiz Savcılık kalemi dahil 4,028TL’lik masrafla beraber, dün Sivil Savunma Teşkilatı davasında Savcılık kalemi dahil mahkeme masrafı ve ilgili sahış avukat ücretleri olarak sırasıyla 6,960TL ve 6,580TL ödemiş bulunmaktayız. Özetle, 2017 dava masrafları olarak Toparlanıyoruz Hareketi yaklaşık olarak 17,568TL ödemiştir.

 

Gönüllülük esasına çalışmanın bir güzelliği şüphesiz ki bu çalışmaların daha güzel bür ülkede yaşamaya katkı koyduğu inancıyla vicdanlarımıza getirdiği hafifliktir. Görüleceği üzere, dünden itibaren aynı hafiflik sadece vicdanlarımızda değil, derneğimizin kasasında da mevcuttur.

 

Biz buna kısaca ‘hak aramanın dayanılmaz hafifliği’ dedik…

 

Kamuoyuna saygı ile duyurulur.

 

 

Toparlanıyoruz Hareketi

‘Hayır Kurumları Yasası’ ve ‘Tasdik Memurları Yasası’nı sorguluyoruz…

Toparlanıyoruz Hareketi (Temiz Toplum Derneği) 6 Mart 2018 Çarşamba günü KKTC Bakanlar Kurulu Genel Sekreterliği’ne iki ayrı bilgi edinme başvurusu göndererek, Hayır Kurumları Yasası’nın ve Tasdik Memurları Yasası’nın uygulamalarını sorgulamaya başladı.

Bu girişime sebep olan öğeler şöyledir:

Türkiye Cumhuriyeti’nde kayıtlı “Türkiye Maarif Vakfı”nın başvurusuyla “Türkiye Maarif Vakfı Eğitim Kurumları” ülkemizde ticari ünvanını almıştır. 21 Ağustos 2017 tarih HK(K-I)2261/2017 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile “hayır kurumu” ilan edilen şirkete, eğitim amaçlı kullanmak üzere Vakıflar İdaresi’nce kiralanması öngörülen Çatalköy’deki arazi; Fasıl 41 ‘Hayır Kurumları Yasası’nın uygulanış biçimini sorgular konuma getirmiştir.

Buna ilaveten, Fasıl 39 Tasdik Memurları Yasası’nın 2018 Milletvekilliği Erken Genel Seçimi öncesinde siyasi amaçla kullanıldığına ilişkin şüphelerimiz, aynı yasanın uygulanış şekliyle ilgili sorularımız vardır. Bu konuyla ilgili bilgi edinme başvurusunda bulunarak, Tasdik Memurları Yasası’nın uygulanış şekliyle ilgili kamuoyunu aydınlatıcı daha detaylı bilgiler edineceğimize inanmaktayız.

Özetle, Bakanlar Kurulu’na başvurularak bugüne kadar hangi kurumların ilgili yasa altında “Hayır Kurumu” olarak ilan edildiği ve yapılan işlemlerde yasal mevzuata uygunluklarının tesbiti yönünde, ayrıca Tasdik Memurları Yasası’nın uygulanış şekliyle ilgili bilgi istenmiştir.

 

Elde edilecek bilgilerin kamuoyu ile paylaşacağımızı saygı ile duyururuz.

 

Toparlanıyoruz Hareketi Meclis Başkanı’na: ‘Kamusal Hayatın Yedi Prensibi Bizlere De Örnek Olabilir’

010101

Temiz Toplum Derneği (Toparlanıyoruz Hareketi) bugün KKTC Cumhuriyet Meclis Başkanlığı’na ulaştırdığı mektupla Birleşik Krallık’ta varolan ‘Kamusal Hayatın Yedi Prensibi’ ismindeki belgenin Türkçe çevirisi ve İngilizce aslını ülkemizde de örnek alınması amacıyla milletvekillerine sundu.

Ülkedeki ister atanmış, isterse seçilmiş olsun tüm kamu görevlilerinin hangi etik ilkelere bağlı kalarak çalışmaları gerektiğini tanımlayan ‘Kamusal Hayatın Yedi Prensibi’ 1995 yılında Birleşik Krallık’taki usülsüzlüklerle mücadele etmek amacıyla hazırlamış ve zamanla güncellenmiştir. İlkelerin temel başlıkları kısaca özgecilik, bütünlük, tarafsızlık, hesap verebilirlik, açıklık, dürüstlük ve liderlik olarak özetlenebilir. Toparlanıyoruz Hareketi mektubunda bu kısa metnin, siyasilere ve kamu çalışanlarına örnek olmasını ve benzeri prensiplerin ülkemizde de çok daha fazla itibar görmesini dileğini de belirtti.

Yapılan açıklamaya göre, aynı mektupta Meclis Başkanı’na ayrıca 25/2008 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması Yasası kapsamındaki görevleri de hatırlatılıldı. Bir önceki dönemin başbakanı Hüseyin Özgürgün’ün 2 Şubat 2018 tarihinde görevinden ayrılmış olduğu ve bir ay içerisinde mal bildiriminde bulunmak suretiyle görev sonu beyanını da eklemek zorunda olduğu belirtilerek, Meclis Başkanı’nın bilgisine gelen mal varlığı bildiriminde yasanın emrettiği şekilde karşılaştırma yapılması; yapılan karşılaştırma sonucunda gerçeğe aykırı bildirimde buluma durumu veya haksız mal edinme, mal kaçırma veya gizleme olması halinde ise bu konuda gerekli adımların atılması talep edildi.

 

 

Uzlaşı Kültürü Galip Gelmeli

meclis-in-catisina-ciktilar

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Pazar günü Afrika Gazetesi’ni hedef göstermekle aslında ülkesindeki kutuplaşmayı ülkemize de ne kadar kolay ihraç edebileceğini göstermiştir. Afrika Gazetesi’nin görüşleri desteklenebilir veya bu görüşlere karşı çıkılabilir. Ancak dün bu görüşlere karşı yapılan gösterideki şiddet olayları sadece hoşgörü kültürümüze indirilmiş bir darbe değil, hukuk dışı ve yasal yollarla hesabı sorulması gereken davranışlardır. Egemenliğin halkta olduğunun en güçlü sembolü olan Meclis’e zorla girilmeye çalışılması, damında bayrak açarak sloganlar atılmasına kadar varan taşkınlıkların hukuken karşılıksız kalması topluma bu davranışların kabul edilebilir olduğu mesajını verebilir ve çok tehlikeli sonuçlar doğurabilecek Kıbrıslı-Türkiyeli kutuplaşmasını tetikleyebilir. Ülkenin huzur ve güvenliğini sağlamak için ödenen yöneticilerin bu değerlendirmeyi titizlikle yapması gerekmektedir.

Şiddet olaylarında polisin tavrı ve görevini eksiksiz yapıp yapmadığını Polis Gücü’nün yetkili mercileri sorgulamalıdırlar. Aynı şekilde, oluşan yeni Meclis şu kararı vermelidir: Bu Meclis, polisin sivile bağlı, seçilmiş sivil otoriteye hesap vereceği bir kurum olup olmayacağına karar verecek olan Meclis olacak mıdır, olmayacak mıdır?

Toplumumuzu bu kutuplaştırmadan uzaklaştırıp uzlaşı kültüründe tekrar buluşturmak için güçlü bir liderlikle somut adımlar atılmasına, insiyatif alınmasına ihtiyaç vardır. Toplumun kutuplaşmasını engellemek için tüm paydaşların ortak bir kararda birleşmesi her zamankinden daha da önemlidir. Geleceğini bu topraklarda gören insanların, şiddete değil hoşgörüye, çatışmaya değil huzura ihtiyacı vardır. Herkes bunun bilincinde olmalıdır. Aksi bir durum, çok azımız dışında, kimseyi mutlu etmez…

 

Toparlanıyoruz Hareketi

(Temiz Toplum Derneği)

Başbakan Hüseyin Özgürgün’e Açık Mektup

ozgurgun3

18 Ocak 2018

Sayın Hüseyin Özgürgün,

17 Ocak 2018 tarihinde hakkınızda çıkan iddialar ve mal varlığınızla ilgili bilgiler konusunda iki aylık bir süreden sonra cevap vermeyi uygun gördünüz.

Toparlanıyoruz Hareketi olarak konu gündeme düştüğü andan itibaren özel hayatınızın gizliliğinin Anayasa’yla da korunan bir hak olduğunu belirtmiş bulunmaktayız. Ancak hakkınızdaki mal varlığıyla ilgili iddiaları bu gizlilik çerçevesinde tutmak mümkün değildir. Bunun bir sebebi de bugün şeffaflığı savunduğunu söyleyen, daha fazla şeffaflık sözü veren bir başbakan oluşunuz; bir diğeri ise geçmişte mal varlığıyla ilgili daha fazla açıklık talep eden bir muhalefet milletvekili olmanızdır. Her iki kimlikle de KKTC halkına verdiğiniz ve tutmakla yükümlü olduğunuz sözler vardır. Bizim görevimiz size ve halka bu sözleri hatırlatmaktır.

Dileğimiz konuyla ilgili gerekli açıklamayı zamanında tatminkar bir şekilde yaparak konunun gündemi işgal etmesini engellemenizdi. Ancak, sessizliğinize son vermeye karar verdiğinize göre, aşağıdaki soruları daha detaylı cevaplayacağınızı ümit etmekteyiz.

  1. Verilemeyecek hesabınız olmadığına göre, geçmişte bir muhalefet milletvekili olarak Meclis kürüsünden mal beyanıyla ilgili verdiğiniz daha fazla açıklık, daha fazla şeffaflık sözüne sadık kalacak mısınız? Yani, mal bildiriminizi, borçlarınızı ve gelirlerinizi kaynaklarını da göstererek KKTC halkıyla açık ve şeffaf bir şekilde paylaşacak mısınız? Özellikle 2013-2017 tarihleri arasındaki mal varlığınızdaki değişiklikleri ve bu değişikliklerin kaynaklarını halkın bilgisine sunacak mısınız?

  1. Yine Meclis kürsüsünden de söylediğiniz gibi, mal varlığınızın anormal şekilde değişip değişmediğini halkın takip ve takdir edebilmesini mümkün kılacak mısınız?

  1. Mal beyanlarının halka açık olarak yapılması konusunda gerekli yasal değişikliklerin yapılması için kendiniz ve partiniz adına çalışmaya, gerekli katkıyı koymaya hazır mısınız?

  1. Ulusal Birlik Partisi Genel Başkanı olarak, partinizin seçim süresince yaptığı harcamaları ve giderlerinizi kalem kalem açıklayabilir misiniz? Ayrıca partinizin gelirlerini ve kaynaklarını açıkça kamuoyuna sunabilir misiniz?

Şeffaflık, hesapverebilirlik ve açıklık konularında hassasiyet iddianızdan yola çıkarak sizden bu sorulara cevap vermenizi beklemekteyiz.

Saygılarımızla,

Toparlanıyoruz Hareketi

Hüseyin Özgürgün Mal Bildirimi Yasası Hakkında Ne Dedi?

Hüseyin Özgürgün

Toparlanıyoruz Hareketi (Temiz Toplum Derneği) olarak bundan yaklaşık üç hafta önce Başbakan Özgürgün’ün özel hayatıyla ilgilenmediğimizi, ancak kamuoyuna yansıyan malvarlığıyla ilgili iddiaları yanıtlamak zorunluluğu olduğunu hatırlatmıştık. Aradan geçen sürede, benzer talepler diğer sivil toplum örgütlerinden ve siyasilerden gelmiş olsa da başbakan herhangi bir açıklama yapmak yerine sessiz kalmayı tercih etmiştir. İddiamız şudur ki, bugün hangi sebeple olursa olsun sessizliğini bozmaktan aciz kalan Hüseyin Özgürgün’e en güzel cevabı ve de ne yapması gerektiğini yine kendisi söyleyebilir.

2008 yılında Meclis’te görüşülen ve kabul edilen Mal Bildiriminde Bulunma Yasası tartışılırken, Hüseyin Özgürgün ne demişti?

Özgürgün, gizli olarak beyan yapılmasına karşı çıkmış, mal bildiriminin açık olarak yapılması gerektiğini söylemişti: ‘Ben bunu yapacaksam direkt olarak kamuoyuna yapmam lazım. Yani kamuoyuna seçildiğim gün, onaylandığım gün veya o göreve atanacak olanlar için atandığı gün açık bir şekilde çıkacak ve diyecek ki benim malım şu, şu, şudur ve bunu açıklayacak gayet açık bir şekilde’ diyen Özgürgün, ‘Bir de görevi süresince ve görevi sonunda eğer bu malların varlığında değişiklik olacaksa onları işte o zaman herkes bilecek’  demişti.

Özgürgün neden böyle konuşuyor?

Kendi ağzından dinleyelim… ‘Çünkü milletvekili özellikle halk tarafından seçiliyor. Patronu halktır. Benim patronum halktır. Sizin, hepimizin patronu halktır. Bize ancak halktan bu konuda bir tepki gelebilir ve halka karşı biz sorumluyuz. Dolayısıyla benim bunu bir yere gizli şekilde vermem doğru değil.’

Patronu halk olan Özgürgün başka ne diyor?

herkesin bunu atandığı gün, seçildiği gün kamuoyuna ayrıca açık bir şekilde yazıp, açıklaması lazım ve görevi süresince de bu mal varlığının anormal şekilde değişip değişmediğini halkın takip edebilmesini veya ilgili kimse, çünkü bu açık açık yapılması lazım gerekir.’.

 İşte 2008’in muhalif milletvekili Özgürgün:

eğer ben milletvekili adayı olacaksam açık olmam lazımdır. O gün, seçildiğim gün de bileceğim ki bütün mal varlığımı dökeceğim insanların önüne. Ona göre aday olmaya da karar vermem lazım’.

 

Haksız mı? Yüzde yüz haklı!

 

Özgürgün’ün pratik önerileri nedir?

milletvekilleri en mühimi ben, milletvekili olarak bunu seçildiğim gün direk olarak yazarım, bir gazeteye de basarım, kamuoyuna derim ki benim mal varlığım budur. Onu da bir şekilde ilan ederim, görevim süresince de bunun değişip değişmediğini herkes takip eder ama bunu bileceğim ki aday olacağım gün hem mal varlığımı dökmek zorunda olacağım, hem de mal varlığım eğer ciddi şekilde değişikliğe uğrarsa görev yaptığım sürece, herkes bunu fark edecek. O zaman ben gerçekten bu işi yapmış olurum.’

 

İşte kendi ağzından dönemim muhalefet milletvekili, bugünün Başbakan’ı Hüseyin Özgürgün.

Gündüzle gece arasında bile bu kadar fark belki de yoktur!

 

 

Kaynak: KKTC Cumhuriyet Meclisi Genel Kurul Tutanakları, Dönem VI, Yıl 4, 56. Birleşim 05/05/2008, sayfa 3092.  (http://www.cm.gov.nc.tr/Tutanaklar.aspx )