Toparlanıyoruz

Unutmadık, aklımızda!

Batuhan_Beyatli

Azınlık hükümetinin Başbakanı Hüseyin Özgürgün ve bir önceki hükümetin büyük ortağı CTPGenel Başkanı Tufan Erhürman’ın birbirlerine televizyon ekranında “hodri meydan” çekmesiyle erken seçim süreci başladı. Dünya üzerinde yaşadığımız bu olayın başka bir örneği var mıdır bilmiyorum ama bu restleşmenin sonucunda, 45 yıl içerisindeki 40. Hükümeti belirlemek için sandıklar tekrar kurulacak. Ülkemizde seçimlerin yaklaştığının habercisi olan ve manipülasyon aracı olarak kullanılagelen “acil durum anketleri” de gündemi meşgul etmeye başladı. En iyi anketin seçim günü halk tarafından yapılacağına inanlardanım; bu yüzden anketler konusuna girip sözü uzatmadan, son yıllarda hükümet-çilik- edenlerin bize yaşattığı bazı utançları hatırlatarak hafızalarımızı tazelemek isterim.

Aslında sekiz yıl geçse de herkesin hatırladığına emin olduğum bir olayla başlayalım. Serdar Denktaş, Sim Radyo’da yaptığı açıklamada nasıl oy satın aldığını aşağıdaki sözlerle itiraf etmişti. İki yıl hapis cezası olan bu gelişmeden sonra inceleme başlatılmıştı, ama asla sonuçlanmayacak bir inceleme. Serdar Denktaş mevcut hükümetin Başbakan Yardımcısı ve Maliye Bakanı görevinde…

“Biz de (oy satın) aldık! Çok daha düşük imkanlarımız vardı ama o imkanlar çerçevesinde aldık. Bu taleplerin bize gelmesini önleyecek tedbirleri almak siyasilerin elindedir. Vazgeçelim artık, çünkü tahmin edilen boyutları çok aşmıştır. Eskiden neydi, gelirdi insanlar, ailece bu sıkıntım var aşmak isterim, derdi, yardımcı olurdunuz. Bu başka bir şeydir. Kelle başı 200 lira kelle başı, 100 lira kelle başı, 300 lira diye sizinle pazarlık eden insanlar var artık. Yoksa çıksın bu diğer partiler de yoktur desin. Seçimlerde son iki saat çok daha yoğun oy verme süreci yaşanmıştır. Bunun içerisinde pikniğinden gezmesinde dönerek gelmiştir bunun için yoğunlaşmıştır. Bir kısım da beklenti karşılandıktan sonra yoğunlaşarak gelmiştir. Bunu da hiçbir parti sakın olmadı yaşanmadı diye ortaya çıkmasın, ispatlarıyla önlerine çıkarım. Elimde listeler var, kimlik numaralarıyla isimleriyle bana gelen, ama satın alamadığım oylar bunlar. Bahsedilen tamamen bir oy borsası. Önce 350 TL’den başlayan oy satış fiyatlarını 250’ye, sonra 100’e, en son da 75’e kadar düşürdüm. Bunlar kelle başı fiyatlar ve seçim zamanı yaklaştıkça piyasa fiyatları da düşüyor. Eskiden en fazla bütün kampanya boyunca toplam 250 kişiyi satın alırdın, ama şimdi bir kalemde o kadar satın alabiliyorsun. Bu işin aracıları var. Geliyorlar ve bizim işte kimlik numaralarımız, isimlerimiz, bunları değerlendirin diyorlar. Aracı da “Ne istiyorsun” diyerek pazarlığı açıyor.”

Siyasetteki yozlaşmayı ilk ağızdan belgeleyen itirafın üzerinden 1 sene geçtikten sonra, ulusal havayolu şirketimiz olan Kıbrıs Türk Hava Yolları son uçuşunu yaptı. Çalışanların mağduriyetleri, açlık grevleri, eylemler… Tarihimize kara bir leke olarak geçen bu iflastan sonra kurulan Meclis Araştırma Komitesi elle tutulur hiçbir açıklamada bulunmadı. UBP CTP’yi, CTP de UBP’yi suçladı; ama hiçkimse mahkemede yargılanmadı. İrsen Küçük döneminde Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı olan Hamza Ersan Saner yeni bir havayolu şirketinin kurulacağını açıkladı. Açıklamanın ardından 7 yıl geçmesine rağmen yeni bir havayolu şirketi kurulmadı. İrsen Küçük evine geri döndü, Hamza Ersan Saner ise şu an farklı bir bakanlığın başında. KTHY partizanlık ve kötü yönetim sonucunda batırıldı. Sorumlular yargılanmasa da biz onların kim olduğunu biliyoruz, unutmadık. Onlar da toplum vicdanında yargılanacaklarını unutmasınlar.

Sene 2012…  Dışişleri Bakanlığı Bakanlık Müdürü Ulaş Kıvılcım, dönemin Dışişleri Bakanı Hüseyin Özgürgün’ün sabit radar kameralarında yediği trafik cezalarının silinmesi için Polis Genel Müdürlüğü’ne resmi yazı yazarak “rica”da bulundu. Bu rica üzerine Özgürgün’ün tam 11 trafik cezası silindi. Olay ortaya çıktıktan sonra topu Bakanlık Müdürüne atan ve bunu Kıvılcım’ın işgüzarlığı olarak nitelendiren Özgürgün, bu olaydan tam 5 yıl sonra kızının diploma törenine yedi kişilik heyetle katıldı. Katılanların masrafları ise devlet kaynakları kullanılarak karşılandı. KKTC Ombudsman’ı Emine Dizdarlı, geçen yıl Başbakan Hüseyin Özgürgün’ün kızının İstanbul’daki diploma törenine kalabalık bir heyetle yaptığı ziyareti eleştiren bir rapor yayınladı. Raporda; ziyarette devlet kaynaklarının kullanıldığı belirtilerek, “Başbakan sadece toplum vicdanını rahatsız etmekle kalmadı, Anayasa’nın kendisine yüklediği mali kaynakların idareli kullanımına ilişkin görev ve ödevi de göz ardı etti” değerlendirmesinde bulunuldu.

Özgürgün’ün trafik cezalarının silinmesinin izleri henüz silinmeden, ülke bir rüşvet skandalıyla çalkalandı. 2013 yılında yeni kurulan geçici hükümetin güven oylaması için toplanan KKTC Meclisi rüşvet iddiaları ile karıştı. Elinde paralar ve CD ile kürsüye çıkan Milletvekili Ejder Aslanbaba, DP-UG Genel Başkanı Serdar Denktaş ile Ahmet Kaşif’in kendisinden güven oylamasında ‘Evet’ demesi ve milletvekilliğinden istifa etmesi karşılığında 7 bin 700 Euro rüşvet teklif ettiğini öne sürdü. Aslanbaba, Kaşif ve Denktaş’ın kendisine ayrıca maaş bağlama, İskele Belediye Başkanlığı gibi vaatlerde bulunduklarını da iddia etti. Olaydan sonra açıklama yapan DP-UG Milletvekili Ahmet Kaşif, Aslanbaba’ya verilen paranın kesinlikle rüşvet olmadığını, paranın borç olarak verildiğini söyledi. Bu olaydan sonra ‘transfer rekortmeni’ olan Kaşif, DP-UG’den istifa ederek UBP’ye geçti; Ejder Aslanbaba ise Yeniden Doğuş Partisi’nden milletvekili adayı olmak için kolları sıvadı.

2013’te kurulan CTP-DP ortaklık hükümeti, vaat ettiği 67 yasanın sadece 6 tanesini yaptı. 2015’e gelindiğinde bu kez de CTP-UBP ortaklığı kuruldu ve ‘kopyala yapıştır’ yöntemiyle 406 vaadi içeren bir hükümet programı yayınlandı. Sonuç ne mi oldu? Rahmetli Ciğerci Ahmet Dayı’nın dediği gibi: ‘Fasulyenin yahnisi, gitti geldi aynisi…’ Bu hükümet döneminde Ulaştırma Bakanı olan Tahsin Ertuğruloğlu’nun 11 Milyon 250 bin Dolarlık ‘ihalesiz’ denetleme hizmet alım sözleşmesinin altına imza koyması, Ombudsman raporuna konu oldu. Bu dönemde Toparlanıyoruz Hareketi, Meclis Soruşturması açılması için milletvekillerine çağrıda bulundu. Bunlar yaşanırken dönemin CTP Genel Sekreteri Tufan Erhürman, kişisel blogunda yaptığı ilk açıklamada şaibeli hizmet alımından söz etmeksizin; Ombudsman Dizdarlı’nın konuyu önce idareyle paylaşıp çözüm araması gerektiğini, çözüm bulunamaması halinde kamuoyuyla paylaşmasının doğru olacağını söylemişti. Erhürman daha sonra yaptığı açıklamada ise Dizdarlı’ya destek çıkarak, toplumun en kısa sürede aydınlatılması gerektiğini açıkladı. Gelişmeler üzerine Toparlanıyoruz Hareketi’nin önerdiği gibi konuyla ilgili olarak ‘Meclis Soruşturması’ başlatmak yerine ‘Meclis Araştırma Komitesi’ kuruldu. Bu komitenin görev süresi dolmasına, hatta bu sürenin 3 ay daha uzatılmasına rağmen; rapor sürenin uzatıldığı tarihten de sonra sunuldu. Meclis araştırma komitesinde yer alan isimleri hatırlatmakta fayda var: CTP’den Fazilet Özdenefe ve Tufan Erhürman, DP’den Hüseyin Avkıran Alanlı, UBP’den ise Ersin Tatar ve İzlem Gürçağ. Gelinen aşamada; CTP Genel Başkanı Erhürman, konuyla ilgili olarak; polise başvurup, yargılama talep edeceklerini açıkladı.

2016 yılının Ağustos ayında ise UBP-DP azınlık hükümeti iş başındaydı. Bu sefer gündemde -yine ihalesiz alınan- 17 adet ‘kara’ Mercedes vardı. Makam araçlarının yenilenmesine tam 2 Milyon TL harcandı. Toparlanıyoruz Hareketi’nin 2 Milyon TL tutarında Mercedes marka makam aracı alım kararına karşı açmış olduğu davanın duruşmasında söz alan Serdar Denkaş şu ifadeleri kullanmıştı: “Bakanlar Kurulu olarak ihalesiz alma yetkim var. İhale yapmaya gerek yoktur. Sözleşmede belirtilen aynı şartları belirleyebilseydik, Porsche de alabilirdim. Mercedeslerin fiyatı son derece uygundur.” Kuzey Kıbrıs’ta makam araçları yenilenirken, yollar eski kaldı. Ölüm yollarında her ay ortalama 3 insanımız hayatını kaybediyor. Mercedesler insan hayatından önemli mi? Bunun cevabını sandıkta göreceğiz.

Son 10 yıl içerisinde yaşadığımız olayların hepsini yazmaya ve detaylı bir şekilde anlatmaya çalışsam, bunun için birkaç sayfa yeterli olmayacaktır. Bu yüzden utanç kaynağımız olan başka bir konuyla yazımı bitirmek istiyorum. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Hamza Ersan Saner, 2017 yılının başında yaptığı açıklamada “denetleme yaparsak bütün inşaatlar durur” demişti. Denetleme olmadı, inşaatlar da durmadı; ama denetimsizliğin faturası ağır oldu. Son 5 yılda 1243 ‘iş kazası’ meydana geldi, tam 44 emekçi ‘iş cinayetine’ kurban gitti. Toparlanıyoruz Hareketi’nin denetimler ve kaza raporlarıyla ilgili Çalışma Dairesine yaptığı yasal bilgi talepleri sonuçsuz kalınca, konu Ombudsman’a aktarıldı.

Yakında tekrar sandık başına gideceğiz. Tüm partiler ve adaylar çalışmaya başladı. Anketler yayınlandı, meyhanelerle anlaşmalar yapıldı. Bazı vekiller için de transfer sezonu resmen başlamış oldu ve pazarlıklar hız kazandı. Biz ise halkı ‘gerizekalı’ sananları unutmadık, aklımızda!

 

Batuhan Beyatlı

 

Kaynak:

www.koltuksevdasi.com

http://www.milliyet.com.tr/serdar-denktas–paramiz-kadar-oy-satin-aldik-siyaset-1087582/

https://www.cnnturk.com/2010/ekonomi/sirketler/06/22/kthynin.ucuslari.durduruldu/580897.0/index.html

http://haberkibris.com/ozgurgun-11-kez-trafik-cezasini-sildirdi-2012-08-11.html

http://toparlaniyoruz.org/2016/01/27/toparlaniyoruz-hareketinden-tahsin-ertugruloglu-hakkinda-meclis-sorusturmasi-dilekcesi/

http://www.yeniduzen.com/ercan-raporu-curumeyi-belgeledi-94679h.htm

http://www.kibrisgazetesi.com/adli-haberler/denktas-istesem-porsche-alirdim/4291

http://www.ankaradegillefkosa.org/6-yilda-44-is-cinayeti/

http://www.ankaradegillefkosa.org/erhurman-ertugrulogluna-sahip-cikti-once-idare-ile-paylasmasi-gerekirdi

 

 

 

Comments

comments

Yazar Hakkında Tüm yazıları gör

Toparlanıyoruz