Toparlanıyoruz

Arşiv - Mayıs 2017

Kamu Yönetiminde Şeffaflık

Tufan Ekici

Bilgi Edinme Hakkı Yasası (12/2006), KKTC sınırları içerisinde yaşayan herkese kamu kurum ve kuruluşlarından bilgi talep etme hakkını vermektedir. Yasada belirtilen istisnai haller dışında (ör. Devlet sırlarına ilişkin belgeler) ilgili kurum talep edilen bilgi ve belgeyi vermekle yükümlüdür. Ancak belirtmek gerekir ki,  istenen bilgi veya belgelerde, gizli veya açıklanması yasaklanan bilgiler olsa dahi, açıklanabilir nitelikte olanlar bu tür bilgi ve belgelerden ayrılabiliyorsa, ayrılarak başvuranın bilgisine sunulmak zorundadır.

Yasa kapsamında yapılan başvurulara dair taleplerin yerine getirilmemesi durumunda, başvuru sahibi Bilgi Edinme ve Değerlendirme Kurulu’na (BEDK) başvurup şikayette bulunabilir. Oradan gelecek cevaptan bağımsız olarak Yüksek İdare Mahkemesi’nde, bilgi ve/veya belgeyi vermeyen kuruma karşı dava açılabilir. Şeffaf ve hesap verebilir bir yönetim anlayışını benimsemiş toplumlarda bu temel bir haktır ve kanımca toplum tarafından kullanılması gerekmektedir. Ancak, bu noktada gelin bir de KKTC’deki uygulamaya bakalım…

Gerek hükümet programlarında gerek kamuoyu açıklamalarında siyasetçilerin sıkça kullandıkları “şeffaflık” ve “hesap verebilirlik” kavramları, ne yazık ki iş icraata ve/veya uygulamaya gelince farklılık göstermektedir. Daha da kötüsü, yasalara uymayanların arasında sadece siyasetçiler değil, kamudaki bürokratlar ve üst düzey seçilmiş kişiler de bulunmaktadır.

Toparlanıyoruz Hareketi olarak bugüne değin, bu yasal hakkımızı gerektiği zaman kullanmaktan çekinmeyip, bilgi edinme başvurularımızı etkin bir biçimde hayata geçirmeye çalıştık. Ne var ki birtakım engeller ile karşı karşıya kalmaktayız.

Kasım 2016’dan beri Şehir Planlama Dairesi, Çalışma Dairesi, Nüfus Dairesi, Sayıştay ve Yüksek Seçim Kurulu (YSK) gibi yasa kapsamında bilgi verme mecburiyeti olan kurumlara farklı konularda başvurularda bulunduk. Belirtilen kurumlardan, YSK hariç, istediğimiz bilgi ve/veya belgeleri alamadık. Başvurularımıza kimi zaman hiç cevap verilmedi, kimi zaman ise verilen cevap yersiz bir biçimde bir başka kuruma yönlendirdi. Bazı durumlarda ise ilgili kurum yetkilileri 2015 yılında başka bir kuruma aynı yasa tahtında cevap vermelerine rağmen,  yasa kapsamında olmadıklarını iddia ederek cevap vermekten kaçındılar.

Belirtilenler ışığında, Hareket olarak yasal hakkımız olan BEDK’na başvurup bilgi alamadığımızdan şikayet ettik. Ne yazık ki, yasal süre sona ermesine rağmen BEDK’den de bir cevap alamadık. Bu durumun gerekçesi ise daha da korkutucu idi. Şöyle ki, Nisan 2016’dan beri, UBP-DP hükümeti kurulduktan sonra BEDK’nin 5 üyesinden 2’si görevinden alınmış ve yerlerine atama yapılmadığı için kurul toplanıp yapılan başvuruları değerlendirememekte idi!

Bu noktada, “şeffaflık” ve “hesap verebilirlikten” bahseden hükümetin, kurula yeni üyeler atamayı nasıl olup da ihmal edebildiği akıl alır gibi değildir. Yoksa bu durumun sebebi, müdür ve müsteşar atamaktan, kamu mallarını harcamaktan ve yurt dışı gezilerden, BEDK’ya yapılması gereken atamaya sıra gelememesi midir?

Konuyu daha da aydınlatmak için BEDK’nın çalışma esaslarını da gözden geçirmek gerekmektedir. İlgili düzenlemeye göre BEDK 3 üye ile toplanıp karar alabilmektedir. Ancak kalan üyeler bunu yapma iradesini göstermemektedirler. Bunun nedeni ise meçhuldur! Peki bu durumda atılabilecek adım nedir? Elbette ki Yüksek İdare Mahkemesi’nde dava açılabilir. Geçtiğimiz yıl içerisinde aynı şekilde bilgi edinme başvurumuza cevap verilmemesi üzerine Hareket olarak açtığımız dava devam ederken, istenilen bilgi ve belgeler ilgili daire tarafından elimize ulaştırılmış ve dava bu şekilde neticelendirilmiştir. Ancak bu durumda aradan uzunca bir süre geçmiş ve savunduğumuz şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkeleri zarar görmüştür. Bu da yetmezmiş gibi, ilgili davanın masraflarının da tarafımızdan ödenmesi sonucu doğmuştur.

Bu noktada sorumluların kimler olduğu sorusunu sormamız gerekmektedir. Sorumlular yasa gereği bilgi vermesi gerekirken vermeyen kamu kuruluşlarındaki idareciler midir, verilmeyen bilgi karşısında şikayetleri dinlemesi gerekirken toplanmadığı için karar üretmeyen BEDK üyeleri midir, yoksa BEDK’nın çalıştırılmaması için elinden geleni yapan Başbakanlık mıdır? Kanımca tüm bu pasif eylemler kişileri bıktırmak ve bilgiye erişmelerini engellemek için yapılmaktadır. Bu sonuca varmak için, kendimize, herhangi bir vatandaşın tüm bu yolları deneyip talep ettiği bilgiyi alamadıktan sonra cebinden para ödeyip mahkeme yolunu seçip seçmeyeceği sorusunu sormak yeterlidir. Eklemek gerekir ki, siyasetçiler kadar bazı bürokratların da görevlerini yerine getirmedikleri açıktır.

Tüm bu söylenenler ışığında, açıktır ki, şeffaf ve hesap verebilir bir yönetim anlayışı ile ters düşen bu davranışlar karşısında en büyük sorumluluk toplum bireylerine düşmektedir. Kendi yaptıkları yasalara bile uymayan siyasetçilerden ve onları uyarmaktan korkan bürokratlardan medet ummak yerine yasal haklarımızı talep edip baskı kurmaktan vazgeçmemeliyiz. Bireyler olarak farklı bir yapılanma için üzerimize düşeni yapmak için adım atmalıyız. Aksi takdirde yerle bir olmuş bu sistemin değişmesi mümkün olmayacaktır.

 

Saygılarımla,

Tufan Ekici

Toparlanıyoruz Hareketi Gönüllüsü

Salamis Arkeolojik Sit Alanı İçin Yetkililere Çağırımızdır

akinciozgurgun

SAYIN CUNHURBAŞKANI VE SAYIN BAŞBAKAN’A ÇAĞRIMIZDIR!!

 Temiz toplum, temiz siyaset ve kendi irademize dayalı yönetim hedefleri doğrultusunda uğraş veren derneğimiz, ülke ekonomisinin olmazsa olmazı olan “turizm sektörü”nün en önemli girdisi olan “kültür varlıkları” konusundaki hassasiyetini her zaman ortaya koymaktadır. Bu bağlamda belirtmek isteriz ki;

  • 1994 yılında Meclis’ten oybirliği ile geçen ve ilgili dairenin işlevlerini kurumsal bir yapıya kavuşturan “Eski Eserler Yasası”nı işlevsiz hale getirmek için kolları sıvayan bazı siyasilerimiz, tüm karşı uğraşlarımıza rağmen, yasa değişikliğini başarmışlardır.
  • Kültürel Miras Teknik Komitesi aracılığı ile sürdürülen ve AB tarafından finanse edilen restorasyonlarda kullanılacak taş temini için, devletin kendi malı olan taş ocağını, Bakanlar Kurulu kararı olmasına rağmen iki yılı aşkın bir süredir ve halen devreye koyamamıştır ve bu durum restorasyon sürecini aksatmaktadır.

Bu süre içinde, yukarıda verdiğimiz örneklerle ilgili uğraşlarımızı bürokratik yazışmalarla sürdürürken, ne acıdır ki devletin ciddiyetten uzaklaştırıldığı ve yasaların sürekli olarak göz ardı edildiği gerçeği ile yüzleşmiş bulunmaktayız. Bu nedenle, aşağıdaki çağrımızı medya aracılığı ile ortaya koymayı  ve ilgililere kamuoyu önünde “gereği için” çağrı yapmayı  uygun görmekteyiz.

“ 25/04/2017 tarihinde toplanan Anıtlar Yüksek Kurulu,  8/4/1995 yılında Resmi Gazetede yayınlanan “Salamis Arkeolojik Sit Alanı” içerisinde yer alan bazı özel mülklerin, 2. dereceden 3. dereceye ve 2. dereceden 1. dereceye geçişleri hususunda 585 no’lu kararı üretmiştir. Uygulanan yöntemin “Eski Eserler Yasası’na” uygun olmadığı ve devleti ağır zarara uğratacak olması yanında, ileriye yönelik Sit Alanları katliamlarına yol açacağı gerçeğinden hareketle; ilgi 585 no’lu Anıtlar Yüksek Kurulu kararının düzeltilmesi ve bu kararın alınmasına yönelik uygulanan “yöntem” ve “yazışmalarla ilgili zamanlamanın” incelenip gereğinin yapılmasını kamuoyu adına talep ederiz.” 

 

Toparlanıyoruz Hareketi

(Temiz Toplum Derneği)