Toparlanıyoruz

Plan/Program Uygulamasında Hükümet mi Yoksa Köydeki Ayşaba mı Daha Başarılı?

cyprus

Devlet Planlama Örgütü (DPÖ), basına yaptığı çağrı ile 2017-2018 yıllarını kapsayacak olan orta vadeli programın hazırlanmasına yönelik Sosyal ve Ekonomik Konseyi toplantıya çağırdı ve geçtiğimiz günlerde Sosyal ve Ekonomik Konsey 28. Toplantısı yapıldı.

Ülke yönetiminin olmazsa olmazı olan planlı/programlı yaşamın kalitesinin, ülkeyi yönetenlerin becerisi (kalitesi) ile doğru orantılı olduğu, ülkemizde yaşananlarla bir kez daha teyit edilmiştir.

Plan ve program arasındaki farkın ne olduğunu bilmeyen, uygulama ve yönetim şeklinin nasıl olacağını kurala bağlayan yasalardan da habersiz yöneticilerimizin icraatları bize malesef bunu göstermektedir.

Güncel bir örnek verecek olursak; son yaşanan ve tüm toplumun canını yakan trafik kazası sonrası ilgili Bakanın verdiği ilginç demece göz atabiliriz. Sayın Bakan, kazanın yer aldığı karayolu güzergahının çift şerit gidiş dönüş olarak geliştirileceğini adeta müjde olarak ifade etmiştir.

Sormak gerekmez mi: ‘bu söylem bir plan mı yoksa belirli bir plana bağlı program mı?’

Yoksa 1989 yılında yürürlüğe giren İmar Yasası’nın 25 yıl sonra yürürlüğe koyduğunuz “Ülkesel Fizik Plan” çerçevesinde ürettiğiniz “Karayolları Master Planı” var da, bizler mi bilmiyoruz? Hem de bu yasa sizlere bu planın aslında 2 yıl içerisinde hazırlamanızı emretmiş olmasına rağmen…

Yeri gelmişken belirtelim; Anayasa’mızın 134. maddesi ekonomik, sosyal ve kültürel kalkınmanın plana bağlanmasını ve bunun yasa ile düzenlenmesini emreder.Bu kurala bağlı olarak Devlet Planlama Örgütü Yasası ise 1976 yılından beridir yürürlükte.

Çok basit anlatımla, yasa altında oluşturulan Yüksek Planlama Kurulu, “yürütme” konumunda olan  Hükümet’e uzun vadeli kalkınma hedeflerinin saptanıp ilan edilmesinde yardımcı olur.

Bundan önce de, DPÖ Müsteşarının başkanlığında oluşturulan “Sosyal ve Ekonomik Konsey” her yıl toplanarak 5 yıllık kalkınma planlarına ve bu plana bağlı yıllık programlara danışma niteliğinde katkı koymakla yükümlüdür.

Sosyal ve Ekonomik Konseyin, kamu kurum ve kuruluşları yanında sendikalar ve sivil toplum örgütleri temsilcilerini de barındırması (Madde 6(2)) , planlamada katılımcılığın önemini göstermektedir.

Şimdi sormak gerekir:

‘1976 yılından itibaren kaç tane uzun vadeli yani “beş yıllık kalkınma planı” yapılmıştır?’ veya

 ‘Kalkınmaya yönelik uzun vadeli Hükümet hedefleri nelerdir?’

 ‘Önümüzdeki günlerde gerçekleştirileceği söylenen “orta vadeli program” hangi “uzun vadeli plan”a bağlıdır?’

‘Yıllık programların en geç 1 Ekim tarihinde yayınlanması yasa ile (Madde 17(1)) hükme bağlanmasına rağmen bahse konu “orta vadeli program”ın Aralık ayı içerisinde görüşülmesini nasıl izah edersiniz?’

Yıllık bütçelerin yıllık programlara uyumunu emreden yasa hiç mi hiç dikkate alınmıyor!

Ne yazık ki tüm bu gerçekler ortadayken, yıllardır iktidarda ve muhalefette olan tüm siyasilerden bu bağlamda ses seda gelmemektedir.

Diyoruz ki: ‘siyasilerimiz bilerek değil, bilmeyerek kötü yönetmektedirler’

Açıkcası, PLAN ve PROGRAM arasındaki farkı kavrayamamışlardır.

Son olarak, köydeki Ayşaba örneği, dileyelim ki kendilerine bir örnek olur. Şöyle ki ;

Ayşaba’nın, köy yerinde 6 kişilik bir ailenin mutfak ve ev işlerinden sorumlu üyesi olduğunu düşünelim. Görevi gereği, işlerini önceden programlarken, eşinin yıllık olarak hazırladığı plana uyum sağlamaya özen gösterir. Planda günlük üç öğün yemek hazırlama var ise, Ayşabanın görevi programı hazırlayıp uygulamaktır. Bir başka deyişle, bir öğün yemeğin hazırlanmasında gerekli olan malzemelerin tedarik ve işlenmesi Ayşabanın programı kapsamındadır. Planda, program için ödenek öngörülmemiş ise Ayşabanın programı gerçekleşmez. Yani o gün aç kalırsınız.

Bugüne kadar o yörelerden “aç kaldık” nidası gelmediğine göre, sistem gayet iyi çalışıyor demektir.

Bu nedenle sorduk ya sayın bakana; öngördüğünüz çift şerit gidiş dönüş yolu ‘plan mı, yoksa program mı’ diye!

Bizler artık ‘plan/programa açız’ diyemiyoruz.

Nedeni ise, uygulamalardan dolayı çoktan ülser olduk.

Ders vermek için, Ayşaba’yı Meclis’e mi davet etsek acaba!

————–

Ali KANLI

Toparlanıyoruz Hareketi Gönüllüsü

Comments

comments

Yazar Hakkında Tüm yazıları gör

Toparlanıyoruz