Toparlanıyoruz

Hükümetlerin (Olmayan) Sağlık Politikaları

Tufan Ekici

Sosyal bir devletin şüphesiz en önemli görevlerinden biri, halkına kaliteli ve uygun fiyatlı bir sağlık hizmeti sunabilmesidir. Ülkemizde devlet tarafından sunulan sağlık hizmetlerinin bu konuda sıkıntılı olduğunu, sanırım çoğumuz kabul ederiz. Bir tarafta istediği kalitede hizmet alamadığını iddia eden vatandaşlar, diğer tarafta ise mevcut çalışma koşullarında (eksik personel, düşük maaş vd.) arzu edilen hizmetin verilemeyeceğini öne süren sağlık personeli bulunmaktadır. Hangi tarafın haklı, hangisinin haksız olduğunu bilmiyorum ancak bu durumu düzeltmek için bir şey yapması gerekenlerin hükümet ve ilgili bakanlıklar olduğundan eminim. Peki, bu konuda bizim vekillerimiz ne yapıyor?

2016 bütçesinde Sağlık Bakanlığı’na ayrılan miktar toplam bütçenin %5,6’sı kadardır. Bu oran, 2015 yılı bütçesinde ayrılan miktara göre %2,3 daha az. Sağlık Bakanlığı bütçesinin %50’sini personel giderleri ve sosyal güvenlik kurumlarına yatırılan prim giderleri oluşturmaktadır. Peki, bunlar haricinde, hizmet kalitesini artırmak ve sağlıktaki eksikleri gidermek için yapılması gereken harcamalar için ne ayrılmış?

Bütçenin “Yönetim Hizmetleri” altındaki “Cari Transferler” kaleminde yurt içi ve yurt dışında tedavi görenler için ayrı bütçeler ayrılmış durumda. 2015 yılı için 23 Milyon TL, 2016 için ise 30 Milyon TL’yi bulan bu miktarlar, Sağlık Bakanlığı toplam bütçesinin %10’una denk gelmektedir. Diğer önemli bir kalem ise İlaç ve Eczacılık Dairesi bütçesinin altındaki “Tıbbi Malzeme ve İlaç Alımı” kalemine ayrılan 51 Milyon TL’lik (toplam bakanlık bütçesinin %18’i) miktardır. Bütçede oldukça büyük yer tutan bu iki kalemin detayına bakmak faydalı olacak.

30 Kasım 2015 tarihli Bakanlar Kurulu kararı (Ö(K-I)553-2015)[1] ile uçak yolculuğu yapmaları sakıncalı olduğundan YDÜ hastanesine yönlendirilen hastaların tedavileri için Sağlık Bakanlığı 2015 mali yılı bütçesinden “Yakın Doğu Hastanesi’nde Tedavi Gören Hastaların Tedavi Ücretlerinin Karşılanması Projesi” kapsamında toplam 5.823.010,68 TL ödenmiştir (İlgili bakanlar kurulu kararı aşağıdadır). Bu kalem yukarda bahsettiğimiz yurt içinde tedavi görenler için ayrılan bütçe kaleminden farklı bir kalemdir. Yoksa yurt içi tedavi derken sadece YDÜ hastanesi mi kastedilmektedir? Her şeyden önemlisi yurt içi ve yurt dışı tedavilere ayrılan miktarlarla birlikte YDÜ hastanesine ödenen bu kalemi de hesaba kattığımızda 35 Milyon TL civarı bir bütçeden bahsediyoruz. Bu miktarın daha verimli kullanılabileceğinden şüphe duymuyorum.

Sağlık Bakanlığı’nın bütçesindeki diğer önemli bir kalem ise “Tıbbi Malzeme ve İlaç Alımı” kalemidir. Bu kalemden yapılan harcamaların bir kısmı ihalesiz hizmet alımı yolu ile gerçekleştirilmektedir. Daha önce TH’nin yaptığı araştırma sonucu ortaya çıkan listeye baktığımızda Sağlık Bakanlığı’nın 2015 yılında Kamu İhale Tüzüğü’nün 3(2) maddesindeki esasa dayalı olarak milyonlarca liralık (bazı kararlarda miktar dahi belirtilmeyerek) mal ve hizmet alımı yaptığını görebiliriz (http://toparlaniyoruz.org/category/bilgilendirme/) . İlaç alımlarında ihaleye çıkılmaması için kullanılan başlıca bahane ise aciliyet olmuştur. Yine bu kalemde, kamu kaynaklarının verimsiz ve savurganca harcandığını görebiliyoruz.

Burada fikrime göre iki tane önemli sorun var. İlk olarak devlet, bütçede parası olmasına rağmen, önemli bir miktarı yurt içi veya yurt dışındaki tedaviler için ayırmakta ve kendi sağlık hizmetlerinin kalitesini artırmak için herhangi bir yatırım yapmamaktadır. Örneğin, yine 2016 yılı bütçesinde “Tıbbi Cihazlar Alım Projesi” ve “Laboratuvar Cihazı Alım Projesi” için sırasıyla 500.000 TL ve 400.000 TL ayrılmıştır (öte yandan “Temsil ve Tanıtma” kalemi için ayrılan tutar 220.000TL!). İkinci olarak da ilaç alımı için ayrılan önemli miktarları yine yasa dışı ihalesiz yöntemlerle harcamakta ve akıllarda soru işaretleri bırakmaktadır. Sağlık gibi önemli ve öncelikli olması gereken bir alanda bu tür gariplikler kabul edilmemeli.

Bazılarınızın “Devlet yurt içindeki özel hastaneye veya yurt dışına gönderdiğinde benim cebimden para çıkmıyor nasıl olsa, aksine kaliteli bir sağlık hizmeti alıyorum.” dediğini duyabiliyorum. Maalesef böyle bir düşünceyi sorunlu buluyorum. Özel sağlık kurumlarına ödenen miktarlar halkın ödediği vergiler tarafından karşılanmaktadır. Eğer devlet kendi sağlık kurumlarını daha iyi hale getirilebilirse her yıl özel kurumlara o parayı vermek zorunda kalmayacak ve kaynaklarını başka alanlarda kullanabilecektir. Dolayısı ile bunun yapılmamasındaki sebebin kamu sağlık hizmetlerini güçsüzleştirmek ve itibarsızlaştırmak olduğunu düşünüyorum. Ayrıca özel hastanelere de “kıyak” çekilmek istendiğine inanıyorum.

İhalesiz tıbbi ilaç alımlarındaki “aciliyet” mazereti de kabul edilmemeli. Planlı, programlı bir yönetim, yıl içerisinde ne kadar ilaç ve malzemeye ne zaman ihtiyaç duyacağını hesaplayabilmelidir. Tamamen kontrol dışı olaylar haricinde (örneğin salgın hastalık durumu gibi) yıllık rutin olarak kullanılan ilaç ve tıbbi malzemenin listesi bellidir ve çok önceden ihaleye çıkılabilir. Buradaki sorun da yine ilgili bakanların kendi yandaşlarına “kıyak” çekme istekleridir.

Yine bir bütçe hazırlama dönemine girmiş bulunmaktayız. Sağlık Bakanı hâlihazırda İskele ve Güzelyurt’ta hastane yapımına 2017 yılı içinde başlanacağının “müjdesini” vermektedir. Acaba hastanelerin yapımı için gereken miktarlar 2017 yılı bütçesine konacak mı? Daha da önemlisi, hastaneler bitince içini doldurmak için gerekli insan kaynağı ve teçhizat için uzun dönemli bir plan yapıldı mı? Yoksa bitecek olan hastanelerde eksiklikler olması halinde yine özel hastanelere yollanacak olan hastaların masraflarının karşılanması için önümüzdeki yılların bütçelerinde kalemler görmeye devam mı edeceğiz?

Sosyal devletlerin en önemli görevleri arasında kaliteli ve ucuz sağlık hizmeti verilmesi gelmektedir. KKTC’de bunu, maalesef, yıllardır göremiyoruz. Hemen her hükümet programında kamu maliyesinin kontrol altına alınması ile ilgili vaatler olmasına rağmen, bunu hayata geçirmek için eyleme geçilmemekte. Durum, tüm bakanlıkların bütçelerinde böyle. Bunun tek sorumlusunun planlamadan yoksun, beceriksiz ve kötü niyetli politikacılar ile yüksek seviyedeki bürokratlar olduğu şüphe götürmüyor. 2015 ve 2016 bütçelerinden yukarıda yapılan alıntılar bu tür sorumsuzluklar için gayet net örnek teşkil etmektedir. Unutmadan şunu da hatırlatalım; bahsi geçen yıllardaki koalisyon hükümetlerinde olağan şüphelilerden (CTP-BG, UBP ve DP-UG) ikisi bulunmaktaydı.

Gerçi, 5 yıldan uzun süredir hastanenin içinde radyasyon sızıntısı tehlikesi yaratabilecek bir aleti bile kaldırmayı beceremeyen bu yöneticilerden daha fazlasını beklemek en kibar ifadeyle saflık olur. Ne yapalım? Umut dünyası işte!

 

Tufan Ekici

Temiz Toplum Derneği

Yönetim Kurulu Üyesi

[1] Bakanlar Kurulu kararı (Ö(K-I)553-2015): Bakanlar Kurulu, önergede belirtilenler ışığında, uçak yolculuğu yapmaları ilgili branş Doktorlarının görüşleri doğrultusunda sakıncalı görülen ve Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi’ne yönlendirilen, önergeye ekli listelerde isimleri belirtilen hastaların Eylül, Ekim, Kasım ve Aralık 2014 aylarına ait toplam 2,536,150.56 TL tutar ile Ocak-Nisan 2015 dönemi için gerekli 3,593,334.37 TL olmak üzere toplamda 6,129,484.93 TL üzerinden YDÜ Hastanesi’nin taahhüt etmiş olduğu % 5 indirim ile toplam 5,823,010.68 TL tutarındaki hastane masraflarının ödenebilmesi için Devlet İhale Tüzüğü’nün 3(2) maddesi uyarınca, Sağlık Bakanlığı’nın yetkili kılınmasına ve gerekli ödeneğin Sağlık Bakanlığı 2015 Mali Yılı Bütçesi altında yer alan “Yakın Doğu Hastanesi’nde Tedavi Gören Hastaların Tedavi Ücretlerinin Karşılanması Projesi” 12-01-07-9-9-15-1-05-4-3-02 kaleminden karşılanmasına karar verdi.

 

Comments

comments

Yazar Hakkında Tüm yazıları gör

Toparlanıyoruz