Toparlanıyoruz

YORGANCIOĞLU’NUN AÇIKLAMALARI ÇERÇEVESİNDE KOORDİNASYON OFİSİ ANDLAŞMASININ HUKUKSAL GEÇERLİLİĞİ

serkan

Bilindiği üzere 17 Haziran 2016 tarihinde Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, K.K.T.C. Anayasası’nın 146. Maddesine dayanarak, Koordinasyon Ofisi Andlaşmasını ve sözkonusu uluslararası andlaşmayı yürürlüğe koymak için Meclis tarafından kabul edilen uygun bulma yasasının anayasaya uygunluğu hakkında görüş almak için Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu.

19 Haziran 2016 tarihinde Yenidüzen Gazetesi’nde, Koordinasyon Ofisi Andlaşmasının hukuksal geçerliliği açısından önemli ve dolayısıyla sözkonusu uluslararası andlaşmanın anayasaya uygunluk denetiminin sonucunu etkileyebileceğini düşündüğüm bazı hususların yer aldığı bir röportaj yayınlandı. Röportaj, Koordinasyon Ofisi Andlaşmasını yürürlüğe koymak için ilk girişimi yapan CTP BG – DP UG hükümetinin Başbakanı Özkan Yorgancıoğlu ile yapıldı[1]. Yorgancıoğlu Koordinasyon Ofisi Andlaşmasının imzalanma süreciyle ilgili röportajında şöyle diyor:

2014 yılının ilk aylarında böyle bir protokolün taslağı bize geldi. Bakanlar Kurulu taslağı okuduktan sonra gerçekten ürperir bir noktada oldu…

… Bu nedenle Sayın Serdar Denktaş’a ilk şeklini kabul etmenin mümkün olmadığını söyledik, bir tartışma süreci başladı. Bu süre yaklaşık 4-5 ay sürdü ve Sayın Serdar Denktaş bazı değişiklikler olduğunu bize ifade etti. Bu değişikliklerle birlikte ikinci kez getirirken imzalayıp getirdi. İkinci halini de gördüğümüzde bunun yine sıkıntılar içerdiğini kendisine ifade ettik. Bunu meclisten geçirebilmenin çok da mümkün olmayacağını da kendisine söyledik. Ancak bize bunu imzaladığını ve artık geri dönülmesinin mümkün olmadığını söyledi…”

Özkan Yorgancıoğlu, “böyle bir anlaşmayı imzalamadan hükümetle, Bakanlar Kurulu’yla görüşmek gerekmez miydi?” sorusuna “Tabi ki son şeklinin imzalanmadan gelmesi gerekirdi.[2] cevabını verdi.

Yukarıda alıntısı verilen açıklamaların, Koordinasyon Ofisi Andlaşmasının hukuksal geçerliliğini etkileyecek derecede önemli bilgiler içerdiğini ileri sürüyorum. Çünkü Yorgancıoğlu tarafından verilen bilgiler Koordinasyon Ofisi Andlaşmasının Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş tarafından imzalanması sırasında dönemin hükümetinin rızasının oluşmadığı yönünde bir görüntüyü işaret etmektedir.

Özkan Yorgancıoğlu’nun açıklamalarına göre Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş hükümetin onayını almaksızın Koordinasyon Ofisi Andlaşmasını imzalamıştır. O halde Serdar Denktaş’a, Başbakan Yardımcısı olarak, Koordinasyon Ofisi Anlşaması’nı imzalama yetkisinin verilmediği anlaşılmaktadır. Şu ana kadar aktarılanlar ışığında iki hukuksal argümanın üretilebileceğini düşünüyorum:

  1. Koordinasyon Ofisi Andlaşması Yetkisiz Bir Temsilci Tarafından İmzalanmıştır

Uluslararası hukukta sadece devlet başkanı, hükümet başkanı ve dışişleri başkanını devleti temsilen imza yetkisine sahip olduğu kabul edilmektedir.[3] Bu kimseler dışında olan bir kimsenin devlet adına uluslararası andlaşma imzalamaya yetkili olabilmesi için “tam yetki belgesi”ne ihtiyacı vardır. Böylece “tam yetki belgesi”ne sahip olan kişi “tam yetkili temsilci” kabul edilecektir.[4] Bu kuralların dışında, uygulamadan andlaşma metnini imzalamaya yetkili olduğu anlaşılan kimselerin de devleti temsilen bir uluslararası andlaşmayı imzalamaya yetkili olacağı kabul edilebilir.[5]

Bu temel kurallar ışığında Özkan Yorgancıoğlu’nun yaptığı açıklamaları dikkate alarak aşağıdaki iddialar ileri sürülebilir:

  • Koordinasyon Ofisi Andlaşması’nın imzalandığı zaman Serdar Denktaş Başbakan Yardımcısı, Ekonomi, Turizm, Kültür ve Spor Bakanlığı görevlerini icra etmekteydi. Yani devlet başkanı, hükümet başkanı veya dışişleri bakanı değildi. Dolayısıyla, K.K.T.C. devletini temsilen Koordinasyon Ofisi Andlaşmasını imzalama yetkisine sahip olduğunu söylemek mümkün değildir.
  • Dönemin başbakanı Özkan Yorgancıoğlu’nun, Koordinasyon Ofisi Andlaşmasının dönemin başbakan yardımcısı Serdar Denktaş tarafından imzalanmadan önce bakanlar kuruluna gelmesi gerekirdi minvalinde verdiği beyan CTP BG – DP UG hükümetinin Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş’a Koordinasyon Ofisi Andlaşmasını imzalamak üzere herhangi bir yetki belgesi veya başka türlü bir şekilde yetki vermediğini göstermektedir. Bu durumda, Serdar Denktaş’ın Koordinasyon Ofisi Andlaşmasını imzalamak üzere K.K.T.C. devletini temsilen imza yetkisine sahip olduğunu söylemek mümkün değildir.
  • Koordinasyon Ofisi Andlaşması özelinde K.K.T.C Devleti’nin Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş’ı imzalama yetkisi verdiğini gösterecek herhangi bir uygulama da sözkonusu değildir.
  1. CTP BG – DP UG Hükümeti Koordinasyon Ofisi Andlaşmasının İmzalanması İçin Hukuka Uygun Bir Rıza Göstermemiştir

CTP BG – DP UG Hükümetinin Başbakanı Özkan Yorgancıoğlu’nun açıklamalarından Serdar Denktaş’ın Koordinasyon Ofisi Andlaşmasını, hükümetin incelemesi ve onayı olmadan, imzaladığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, CTP BG – DP UG hükümetinin Koordinasyon Ofisi Andlaşmasının imzalanması esnasında içeriğine rıza gösterdiği söylenilemez. Eğer, yukarıda değindiğim gibi, Serdar Denktaş’a Koordinasyon Ofisi Andlaşması’nı imzalama yetkisi hükümet tarafından verilmiş olsaydı o zaman bu argüman ileri sürülemezdi. Ancak ortada Serdar Denktaş’ın Koordinasyon Ofisi Andlaşmasını imzalamak üzere CTP BG – DP UG Hükümeti tarafından yetkilendirildiğini gösteren herhangi bir emare bulunmamaktadır.

Belki karşı argüman olarak, Koordinasyon Ofisi Andlaşmasının CTP BG – DP UG Hükümeti tarafından 18 Haziran 2014 tarihinde onaylanmasının hükümetin rızasını gösterecek bir hukuki işlem olduğu söylenebilir. Bir diğer deyişle, Hükümetin, Koordinasyon Ofisi Andlaşmasının imzalanması sırasında bir rıza göstermediği ve imzalandıktan sonra yaptığı inceleme üzerine Bakanlar Kurulu kararıyla onaylamak suretiyle rıza gösterdiği ileri sürülebilir.

Ancak, Özkan Yorgancıoğlu’nun açıklamaları dikkate alındığında aslında alınan Bakanlar Kurulu kararının bilinçli ve gerekçeli bir işleminden ziyade “bir Başbakan Yardımcısı’nın imzaladığı birşeyi daha fazla bekletmeme” gibi bir gerekçe ile alındığı görülmektedir. Hiç şüphesiz böyle bir gerekçelendirme hukuk devleti ilkesi ve devlet yönetimi açısından hiçbir şekilde anlaşılabilir bir gerekçelendirme değildir. Böyle bir gerekçeyle hükümet tarafından onaylanan bir uluslararası andlaşmanın rızasının geçerliliği hukuken tartışmalıdır.

Daha da önemlisi, CTP BG – DP UG Hükümetinin dönemin Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş’a Koordinasyon Ofisi Andlaşmasını imzalama yetkisi vermediğine göre Serdar Denktaş tarafından yapılan işlem (yani Koordinasyon Ofisi Andlaşması’nın imzalanması) yok hükmünde bir işlem olduğu pekala ileri sürülebilir. Yok hükmünde olan bir işlemin, onu takip eden bir diğer hukuki işlem vasıtasıyla geçerli bir işlem olamayacağı; yani CTP BG – DP UG Hükümetinin Koordinasyon Ofisi Andlaşmasını  onaylayan 18 Haziran 2014 tarihli kararının, dönemin Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş tarafından yapılan imza işlemine hukuki geçerlilik kazandırmayacağı rahatlıkla iddia edilebilir.

Peki tüm bu argümanların doğruluğunun kabul edilmesi halinde Koordinasyon Ofisi Andlaşmasının geçerliliği açısından nasıl bir durum oluşur?

Uluslararası Hukuk Profesörü Hüseyin Pazarcı, uluslararası andlaşmaların yasal yetkililerce yapılmamasına ilişkin

Bir andlaşmanın geçerli olmasında birinci koşul, bunun yetkili temsilcilerce yapılmış olmasıdır. Aksi durumda yetki aşımında (exces de pouvoir) bulunan temsilcilerin ya da yetkisiz kişilerin yaptığı andlaşmaların kimi koşullarda temsil ettikleri uluslararası hukuk kişisini bağlaması sözkonusu olmamaktadır.”

derken bir diğer Uluslararası Hukuk Profesörü Melda Sur ise,

“Uluslararası hukuk bakımından yetkinin aşılması, örneğin yetki belgesi olmadan andlaşma yapılması halinde, andlaşma geçersizdir” demektedir.

Görülebileceği üzere, hükümet tarafından yetkilendirilmeden bir uluslararası andlaşma imzalanması halinde o uluslararası andlaşma hukuken geçersiz sayılabilmektedir. Öte yandan Koordinasyon Ofisi Anlaşmasının dönemin Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş tarafından hükümetin onayı alınmadan imzalanması, imza aşamasında CTP BG – DP UG hükümetinin rızasıyla ilgili bir hukuka aykırılık oluştuğunu göstermektedir.

Tüm bu noktalar, Koordinasyon Ofisi Andlaşmasının gerek K.K.T.C. iç hukuku bakımından gerekse Türkiye ile K.K.T.C. arasında bulunan uluslararası hukuk ilişkisi bakımından geçersizliğini akla getiren gerekçeler içermektedir. Dolayısıyla, Koordinasyon Ofisi Andlaşması ve onu uygun bulan yasanın anayasaya uygunluğu hakkında görüş belirtecek olan Anayasa Mahkemesi huzurunda bu argümanların dile getirilmesinin ve dikkate alınmasının hukuken konunun etraflı bir şekilde değerlendirilmesinde faydalı olacağını düşünüyorum.

[1] Röportaj içerisinde Özkan Yorgancıoğlu’nun beyan ettiği görüşlerin birçoğuyla hemfikir değilim. Hatta olayları saptırdığını ve başbakan olduğu dönemde Koordinasyon Ofisi Andlaşmasının gayri yasal bir şekilde yürürlüğe sokulma girişimindeki sorumluluğu üzerinden atmaya çalıştığını düşünüyorum. Ancak bu yazının amacı hukuksal bir değerlendirme yapmak olduğundan yazıyı sadece hukuksal değerlendirme ile sınırlı tutuyorum.

[2] 19 Haziran 2016 tarihli Yenidüzen Gazetesi (S.16-17, Ödül Aşık Ülker’in Röportajı)

[3] 1969 Viyana Andlaşmalar Hukuku Sözleşmesi, madde 7/2a. Bir an için K.K.T.C.’nin uluslararası hukuk içerisinde tanınmış bir ülke olmadığı ve referans verilen bu sözleşmeye taraf olmadığı ileri sürülebilir. Ancak referans verilen 1969 Viyana Andlaşmalar Hukuku Sözleşmesi, uluslararası alanda neredeyse evrensel olarak kabul görmüş hukuk normlarından oluşan, bir diğer değişle uluslararası hukukun temel kaynaklarından olan teamül hukuku kurallarından oluşmaktadır. Dolayısıyla referans verilen kurallar uluslararası hukuk açısından yerleşmiş kurallar olup K.K.T.C. ile T.C. arasında meydana gelebilecek herhangi bir uluslararası hukuk uyuşmazlığında başvurulması gerektiğini düşündüğüm kurallardır.

[4] 1969 Viyana Andlaşmalar Hukuku Sözleşmesi, madde 7/1a.

[5] 1969 Viyana Andlaşmalar Hukuku Sözleşmesi, madde 7/1b.

Comments

comments

Yazar Hakkında Tüm yazıları gör

Toparlanıyoruz