Toparlanıyoruz

TAK GÜNAH KEÇİSİ…YA ARKASINA SAKLANANLAR?

Ayla Yıldırım 1

17 Haziran Cuma günü Lefkoşa son yılların en önemli olayına tanıklık etti. Binlerce genç, “Koordinasyon Ofisi” açılması yönündeki uluslararası anlaşmayı ve uygunluk yasasını protesto etmek, taleplerini haykırmak için bir araya geldi. Siyasette “saygı, demokrasi, adalet, toplumsal çıkar” kavramlarının unutulduğu ülkemizde, kendi geleceğinde söz sahibi olmak için bir araya gelen;  bir çok farklılığa sahip binler, tam bir demokrasi örneği, saygı örneği, birlik örneği gösterdiler. Toplumun büyük kesiminin dikkati bu eylemde idi çünkü neredeyse herkesin sokağından bir genç oradaydı.  Ama “haber alma hakkı ve özgürlüğü” yasalarda vardı, pratikte yoktu. TAK(Türk Ajansı Kıbrıs), son anda “yukarıdan” yapılan müdahale ile “haber”i rafa kaldırdı. Müdahalenin  hükümetten geldiğini TAK Yönetim Kurulu Başkanı’nın beyanından “öğrendik”.

Haber alma hakkımıza yönelik bu tür müdahalelere ilk defa tanık olmuyoruz. Gerekli dersi çıkarıp tedbir alamazsak son defası da bu olmayacak. Sorunu sadece TAK olarak ele almak ise eksik bir yaklaşım olacaktır. Her ne kadar, 2011’de oy birliği ile kabul edilen TAK Yasası’nda Ajansın  görevinin “Kıbrıs Türk halkının her kesiminin sesini içte ve dışta duyurmak” ve “haberlerin toplanması, seçilmesi ve yayınlanmasında yansızlık, doğruluk ve çabukluk ilkelerine … bağlı kalmak ve her kesime eşit mesafede yaklaşmak” olarak belirtilmiş ise de, resmi nitelikli ajansların, hükümetlerin yönlendirmesinden çok da bağımsız kalamadıkları açıktır. Yine de, madalyonun diğer yüzünü çevirmeden önce, TAK ile ilgili birkaç hatırlatma yapalım:

İlk önce bir öneri: TAK. kurumsal web sitesindeki kendisi ile ilgili tanımı değiştirirse, kendisine yönelecek tepkilerin önüne geçebilir. Sitede şu yazmaktadır: “ TAK, yasasının öngördüğü doğruluk ve tarafsızlık ilkelerine uygun yayıncılığına devam ediyor.” Bu cümlenin şu şekide değiştirilmesi kendini tarif etmek için daha uygundur: “TAK, hükümetin öngürdüğü doğruya ve taraflılık ilkelerine uygun yayıncılık yapmaktadır.”

Yine kendi özel yasasına göre TAK Yönetim Kurulu, Ajansın en yüksek karar ve yönetim organıdır.  Ajans Müdürü ise Yönetim Kurulu’na karşı sorumludur ve ajansı temsil etmekle görevlidir.  Son açıklamalar, Ajans Müdürü’nün kendini Yönetim Kuruluna değil “yukarı”ya karşı sorumlu hissettiğini göstermektedir. “Yukarı” da işine geldiğinde Yönetim Kurulu’nu devre dışı bırakabilecek kadar yasaları önemsememektedir. Tesadüfe bakın ki; TAK Yasası’nın 2011’de hazırlanması ve yürürlüğe girmesinde aktif rol oynayan Hüseyin Özgürgün ile, bu gün o yasayı yok sayan “yukarı”daki hükümetin başı Hüseyin Özgürgün aynı kişidir.

TAK’ın sansürlenebilir kullanıma sahip olması, sosyal ve demokratik devlet özelliğine elbette uygun değildir. Ancak bu gün böyle bir devlet yönetimine sahip olduğumuzu iddia eden de yoktur. Bu durumda TAK’ın yasalarda tanımlanmış ilke ve çalışma esaslarına gerçekten uyabilmesi, ancak devlet yönetiminin demokratik, insan haklarına saygılı ve sosyal bir yapıya kavuşturulabilmesinden geçer. Bunun için ise önce, doğru devlet yöneticilerinin seçilmesi gerekmektedir.

Konunun diğer boyutu ise arka planda kalmış olsa da çok daha vahimdir. TAK’a konulan sansürün ülkedeki diğer yazılı ve görsel basına yansıması.

Öncelikle, ülkemizde hala haberciliğin TAK kanallı veya TAK bağımlı olduğunu görmemiz gerekiyor. Basın kuruluşlarının habercilik konusunda kolaycılık/ucuzculuk veya hangi amaçla olursa olsun, kendi ekiplerini ve altyapılarını oluşturma konularında ne kadar yeterli oldukları bir sorgulanmalıdır.

Diğer yandan, TAK’ın sansürlediği bir haberin, diğer basın organlarında da gereken önemi görememesi, sansürün sadece TAK’la sınırlı kalmadığını düşündürmektedir. Belki doğrudan bir baskı, belki dolaylı bir görev çıkarma.. sonuç kenar köşede “inşallah görünmez” tadında yer verilen habercikler.

TAK ne dersek diyelim en nihayetinde “Resmi Devlet Ajansı”dır.  Devlet yönetiminin etkisine açık olması da sadece bizim ülkemize özgü değildir. Asıl sorun; “bağımsız basın”ımızın olmamasıdır. Bizde;  “Resmi Devlet Ajansı(TAK)” var, “Resmi TAK Ajansları” var, “Resmi olmayan Devlet Ajansları” var,  “yarı resmi parti ajansları” var. Ama bizim  gerçekten habercilik yapacak “bağımsız basın”ımız var mı?

Ayla Yıldırım

(Toparlanıyoruz Gönüllüsü)

Comments

comments

Yazar Hakkında Tüm yazıları gör

Toparlanıyoruz