Toparlanıyoruz

Radyasyon Riski ve Hükümetlerimizin Duyarsızlığı!

cobalt60

Toplumun genelini ilgilendiren meseleleri olgular temelinde sorgulamayı ve çözüm yolları hakkındaki tartışmalara katkıda bulunmayı görev edinmiş olan Toparlanıyoruz Hareketi, bazı duyarlı vatandaşların Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’nde atıl durumda bulunan ve radyoaktif madde içeren bir cihaza ilişkin endişeleri ile bu bağlamda basına yansıyan haberlerden yola çıkarak, 29 Şubat 2016 tarihinde KKTC Sağlık Bakanlığı’na bir bilgi edinme başvurusu yapmıştır. Gelen cevaptan edindiğimiz bilgi ve konuya ilişkin değerlendirmemiz aşağıda sunulmaktadır. (Söz konusu kaynak bilgi ve belgelere buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz)

Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’nin bodrum katında ALCYON–II model Cobalt-60 radyoaktif kaynaklı teleterapi (kısaca Cobalt-60 diye anılan) cihazı durmaktadır. Cihazın, hastaneyi de etkileyen Mart 2011’deki şiddetli yağmura bağlı sel felaketinde su altında kalıp kullanılmaz hale geldiği bilinmektedir. Basına yansıyan haber ve resmi açıklamalardan da görülebileceği gibi, atıl durumdaki bu cihazdan radyoaktif sızıntı ortaya çıkması ihtimal dışı değildir. Bu nedenle, cihazın radyoaktif kaynağının uygun yöntemle yerinden çıkarılıp çevreye zarar vermeyecek şekilde depolanması gerekmektedir ki bunun ülkemizde yapılması mümkün değildir. Cihazın çevreye tehlike saçabilme olasılığı vatandaşlar ve hastane çalışanları arasında huzursuzluk yaratırken, Sağlık Bakanlığı’ndan yapılan açıklamalarda şu anda herhangi bir radyoaktif sızıntı bulunmadığı ve ayrıca cihazın Türkiye’ye gönderilmesi için gerekli girişimlerin yapılmakta olduğu söylenmektedir. Toparlanıyoruz Hareketi olarak yaptığımız bilgi edinme başvurusuna aldığımız cevap bu girişimler hakkında daha detaylı bir fikir vermektedir.

KKTC Sağlık Bakanlığı, “TC Sağlık Bakanlığı ile koordineli olarak gerekli girişimler yapılmıştır” (GündemKıbrıs, 7 Nisan 2011) şeklindeki açıklamasından bir gün sonra Türkiye Atom Enerjisi Kurumu’na (TAEK) bahsi geçen cihazın Türkiye’ye taşınması için başvuruda bulunur. TAEK’ten gelen olumsuz cevap üzerine, Bakanlık bu sefer TC Çevre Bakanlığı’na aynı başvuruyu yapar. Ancak cevap değişmez: “TC yasalarına göre radyoaktif madde içeren cihazların TC’ye getirilmesi kesinlikle yasaktır”. Konu gündemden düşer ve birkaç yıl boyunca başka herhangi bir girişim yapılmaz; 2014 yılında dönemin sağlık bakanı tarafından yine TAEK’e bir başvuru yapılana dek. Gelen cevaplar öncekiler gibidir: cihazın TC tarafından alınmasının kesinlikle mümkün olmadığı söylenir ve cihazın satın alındığı firma ile irtibata geçilmesi önerilir. Daha sonra da TC Lefkoşa Büyükelçiliği’nin talebi üzerine 29 Mayıs-03 Temmuz 2015 tarihleri arasında TAEK’ten gelen uzman kişiler ilgili cihazı ve KKTC’deki devlet hastanelerindeki diğer tüm benzer cihazları denetler ve aşağıdaki önerilerde bulunur:

  1. Cobalt-60 cihazı hastane içinde nihai olarak depolanamayacağından mahrecine [satın alındığı yere] gönderilmelidir. İşlemler tamamlanıncaya kadar kaynağın bulunduğu odanın girişinde “alan monitörü” bulundurulması (Toparlanıyoruz’un öğrendiğine göre bu aletin fiyatı 3,000 TL civarındadır) ve kaynak emniyeti temin edilerek giriş-çıkışların kontrolünün sağlanması gerekmektedir.
  2.  Nükleer tıp bölümünde kullanılan doz kalibratörü ile radyasyon ölçüm cihazlarının periyodik kalibrasyonlarının yapılması sağlanmalıdır. Ayni bolümdeki hasta bekleme odalarının duvar ve pencerelerinin zırhlanması gerekmektedir. Aynı bölümdeki gama kamera cihazı arızalı olduğundan gerekli kurşun plakanın kalınlık hesabı yapılamamıştır.
  3.  Ayni şekilde diğer devlet hastanelerindeki radyoaktif içerikli cihazlar için de benzer öneriler yapılır.

Bu sorunun kamuoyuna yansımasının üzerinden hala hazırda tam 5 yıl, TAEK raporunun üzerinden ise neredeyse bir yıl geçti. Toparlanıyoruz Hareketi olarak soruyoruz:

  1. Uzman kişiler tarafından verilen raporda belirtilen gerekli önlemlerin hangileri hayata geçirildi?
  2.  Söz konusu cihazın üretici firmaya iadesi için gerekli girişimler başlatıldı mı?
  3.  TAEK raporunun içeriği hastane çalışanları ve/veya kamuoyu ile neden bu güne kadar paylaşılmadı?

Toparlanıyoruz Hareketi olarak son altı yılın tüm hükümetlerini ve bu hükümetlerin sağlık bakanlarını bu konuda sorumlu tutuyoruz. Halk sağlığını ve güvenliğini doğrudan ve birebir etkileyen böyle bir konuda “Bütçede para yok” gibi mazeretleri ise kabul edilmez buluyor ve reddediyoruz. Çünkü, görebildiğimiz kadarıyla, müşavir atamalarına, “tanıtım” adı altında yapılan yurt dışı seyahatlerine, cihazlar bozuk olduğu için özel hastanelere yollanan hastaların masraflarını ödemeye verecek para pekala bulunabilmektedir. Ayrıca sızıntı olup olmadığını ölçmek için gerekli aletlerin olmadığı bir ortamda “Şu anda hiçbir tehlike yoktur” gibi saçma sapan açıklamaları yapan yetkilileri de kınıyoruz.

Uzun lafın kısası, bahsi geçen radyoaktif kaynak etrafa tehlike saçmaya başlamadan, yani bir an önce, gerekenlerin yapılması için ihtiyaç duyulan finansal kaynak bulunmalıdır. Türkiye Cumhuriyeti yetkilileri mevcut cihazın ülkeye sokulmasının yasalara göre mümkün olmadığını defalarca belirttiler ve uzman ekipler radyoaktif kaynaklı cihazın hastanede, hem de şimdiki gibi gerekli izolasyonun bulunmadığı koşullarda muhafazasının, tehlikeli ve dolayısıyla yanlış olduğunu raporlarında anlattılar. Bu durumda, gereken adımları atmak ve bu sorunu halletmek için daha neyi bekliyorsunuz? Umarız radyoaktif sızıntının başlamasını değil!

Comments

comments

Yazar Hakkında Tüm yazıları gör

Toparlanıyoruz