Toparlanıyoruz

KKTC’de Yüksek Öğrenim “Sektörü”…

Tufan Ekici

KKTC hükümetleri yükseköğrenimi daima bir sektör olarak tanımlamış ve gerek beyanlarında gerekse hükümet programlarında bu sektörün büyümesi gerektiğini vurgulamışlardır. Büyüme için ise genelde üniversitelerdeki öğrenci sayısının artması gerektiği üzerinde durulmuştur. Siyasiler böyle bir artışın ülke ekonomisine yapacağı katkıların önemine dikkat çekmişlerdir. Mevcut rakamlara göre KKTC’deki üniversitelerde okuyan öğrenci sayısı 70 bini geçmiştir. Hükümet yetkilileri bu sayının 100 bine ulaşması gerektiğini sıklıkla vurgulamış ve bu bağlamda son birkaç yıl içerisinde verilen üniversite açma izinlerinin sayısı artırılmıştır. KKTC Başbakanlığı tarafından 2015 yılında Doğu Akdeniz Üniversite’sine yaptırılan bir araştırmaya göre üniversite öğrencilerinin yaptıkları toplam harcamalar KKTC’deki Gayri Safi Yurtiçi Hâsıla (GSYIH)’nin %20’sine karşılık gelmektedir. Aynı araştırmada yükseköğrenim sistemindeki mevcut bozuklukların giderilmesi ve kalitenin artırılması için alınması gereken önlemlerden de bahsedilmektedir. Üniversite öğrencilerinin GSYIH’e katkıları az olmamakla beraber, bahsi geçen araştırmada veya siyasilerin beyanlarında negatif dışsallıklardan (negative externality) hiç bahsedilmemektedir. Ekonomiyi olumsuz yönde etkileyebilecek bu sebeplerin üzerinde durulması gerektiğine inanıyorum.

Bir an için, üniversitelerdeki kalitenin gerekli standartlara yükseltildiğini ve yurt dışından gelen öğrenci sayısının kısa zamanda arzulanan miktarlara ulaştığını varsayalım. Acaba bu tür bir gelişme, devlet için kabul edilebilir bir durum olmalı mıdır? Elbette öğrencilerin yapacakları harcamaların ekonomiye büyük etkisi olacaktır. Ancak, yükseköğrenimde politika üretmekle yükümlü kişilerin, hızlı öğrenci artışı ile ortaya çıkacak nüfus artışının sosyal devletin sağlamakla yükümlü olduğu hizmetlerin genelini nasıl etkileyeceğini de düşünmeleri gerekir. Devlet Planlama Örgütü’nün rakamlarına göre 2011 yılında KKTC’de sürekli ikamet edenlerin toplamı 300 bin kişi civarındadır. Hedeflenen öğrenci sayısının 100 bin olduğunu ve bunların %80 yurt dışından gelen öğrencilerden oluşacağını göz önünde bulundurursak, hedeflenen sayıya ulaşılması durumunda nüfusun önemli bir artış yaşayacağını söyleyebiliriz. Böyle bir nüfus artışına bağlı olarak elektrik, su, trafik, sağlık hizmetleri ve diğer kamu kuruluşlarındaki iş yükü ile maddi külfetteki artışların devlet tarafından karşılanıp karşılanamayacağının planlaması mutlaka yapılmalıdır.

Sağlık:

KKTC’de kamudaki sağlık hizmetleri (kalitesi tartışılsa da) büyük oranda bedava veya düşük ücretler karşılığında sağlanmaktadır. KKTC kanunlarına göre ülkeye giriş yapan yabancı uyruklu öğrencilerin sağlık sigortası yaptırmaları gerekmektedir.  Bu kanun yazı üzerinde mantıklı olsa da uygulamada sıkıntılar yaşanmaktadır. Daha önce bahsettiğim çalışmanın bulgularına göre Sağlık Bakanlığı’ndan alınan sigorta belgesi ile mevcut öğrenci sayıları arasında büyük bir fark bulunmaktadır. Dolayısı ile artan öğrenci nüfusunun olası sağlık sorunlarının devlet hizmetleri ile karşılanması gerektiğinde, yatırımların tam olmamasından doğacak maddi eksikliklerin devlete nasıl bir yük olacağını hesaplamak gerekir. Tüm öğrencilerin sağlık sigortasını tam yatırmış olduğunu düşünsek bile, nüfus artışının devlet sağlık kurumlarında yaratacağı fazladan iş yükünü bu alanda çalışan elemanların karşılaması ne kadar mümkün olabilir?

Çevre ve Trafik:

Kıbrıs’ın kuzeyinde yaşayan her bireyin çevre ve trafik kirliliği konularında günlük en az bir tecrübesi bulunmaktadır. Hâlihazırdaki eksik yasa ve uygulamalar, hızlı nüfus artışı ile birleştiğinde ortaya çıkan tablo çoğumuzu üzmektedir. Özellikle Lefkoşa, Mağusa ve Girne gibi büyük şehirlerin sakinleri, öğrenci taşıyan büyük otobüslerin yarattığı trafik sıkışıklığına ve karmaşasına günlük hayatlarında sık sık şahit olmaktadırlar. Artan nüfustan dolayı toplu taşımacılık, taksi ve kiralık araba gibi servislere olan talebin artacak olmasını ülke ekonomisi için iyi bir gelişme olarak görenlerin; artan hava ve çevre kirliliği, trafik kazaları, trafik sıkışıklıkları ve yollardaki yıpranma paylarının halk ve devlet üzerindeki psikolojik ve finansal etkilerini da hesaplamaları gerektiği açıkça ortadadır. Bunları gerçekten “sorun” olarak gören bir devletin, bu sorunu kontrol etmek ve yasaları uygulatmakla yükümlü birimlerde çalışan personelin artacak iş yükünü ve bu artacak iş yükünün maddi ve manevi etkilerini de hesaplaması gerekir.

Altyapı:

Son olarak KKTC’deki alt yapı sorunları ile öğrenci sayısına bağlı nüfus artışını ilişkilendirmek istiyorum. Yetkililerin yükseköğrenimi bir sektör olarak görmeleri ve 100 bin öğrenci hedefli açıklamaları karşısında, yurt ve eğlence mekânları gibi öğrenci odaklı inşaat ve işletmelere olan arz da artmış bulunmaktadır. Yine olaya basit açıdan bakan bir kişi, bu tip gelişmelerin GSYIH için pozitif bir etki yaratacağını düşünecektir. Ancak bunların KKTC için olumsuz taraflarının ne olabileceğine de bakmak gerekir. İnşaat sektörünün büyümesiyle kazanç elde edecek birey sayısının oldukça fazla olduğu açık bir gerçek. Ancak KKTC’deki yönetim mekanizmalarının eksikliği göz önünde bulundurulursa, bu yeni inşaatların yaratacağı tehlikeler ve çevre kirliliğinin ekonomik etkileri acaba ne olacaktır? Artan su ve elektrik ihtiyacını karşılamak için devlet kurumlarının ve belediyelerin üzerindeki yük ne kadar artacaktır? Öğrencilerin devlet kurumlarında yapmaları gereken evrak işleri (oturma izni, ehliyet alma, elektrik aboneliğini üzerine alma vb.) karşısında devlet dairelerindeki iş yükü artışı hesaplandı mı? Hâlihazırda verimsiz çalışan devlet kurumlarının ve temel altyapıdaki eksikliklerin, 100 bin kişilik talep artışını karşılamada ne kadar etkili olabileceğini siyasetçiler düşünmekte mi?

Ekonominin tanımı ders kitaplarında, sınırlı kaynaklarla sınırsız isteklerin en verimli şekilde nasıl karşılanacağını araştıran bir bilim dalı olarak geçmektedir. Ülkemizde ekonominin planlanmasıyla ilgilenmesi gereken bir Devlet Planlama Örgütü ve Ekonomi Bakanlığı bulunmaktadır. Maalesef bu iki kurum da bugüne kadar üstlerine düşen görevi yapmamışlardır. Ekonomi denince akla Maliye Bakanlığı ve Merkez Bankası gibi parasal konularla ilgilenen kurumlar gelmektedir. Hâlbuki ekonomik planlama sadece para konusu ile sınırlı değildir, olmamalıdır. Alınan her siyasi ve ekonomik kararda mutlaka kazanan ve kaybeden gruplar olacaktır. Önemli olan, getirilerin götürülerden daha fazla olduğu kararlara imza atmaktır. Daha da önemlisi, dünyadaki gelişmiş ülkelerde alınan ekonomik ve siyasi kararların sadece parasal getirileri değil, çevre ve insan psikolojisi (bireyin iyi oluşu) üzerindeki etkileri de artık hesaplanmaya başlanmıştır. Bu yazıda, yükseköğrenim için öngörülen politikaların sadece öğrenci sayısını artırmaya ve dolayısı ile GSYIH’ye katkısına odaklanmasının yeterli olmayacağını göstermeye çalıştım. Kaldı ki bu tip makro göstergelerdeki artışlara bakarak genel olarak nüfusun refahının artıp artmadığını görmemiz de mümkün değildir. Öğrenci sayısına bağlı doğal olmayan nüfus artışının, ülke ekonomisine negatif etkileri de olabileceğini göz önünde bulundurmak gerektiğine inanıyorum.

Fikrimce, Kuzey Kıbrıs’ın bir eğitim merkezi olabilme potansiyeli çok yüksektir. Planlı ve koordinasyonlu atılacak adımların, yükseköğrenim alanının gelişmesini ve ekonominin gerçekten pozitif olarak etkilenmesini sağlayabileceğine inanıyorum. Yukarda adı geçen araştırmaya göre, yabancı öğrencilere neden Kuzey Kıbrıs’ı seçtikleri sorulduğunda, Kuzey Kıbrıs’ın sakin ve yaşanılabilir bölge olması, cevapların en önemlileri arasındadır. Yukarda saydığım altyapı sorunları giderilmezse, çok yakın zamanda bu cevap geçerliliğini yitirecek ve Kuzey Kıbrıs’taki üniversitelerin popülaritesi de azalacaktır. Daha da önemlisi, bu alandaki çarpık ve kontrolsüz büyümenin yarattığı sorunların KKTC’de sürekli yaşayan insanları olumsuz etkileme olasılığının da yüksek olmasıdır. Siyasiler ve ilgili kamu kuruluşları, bu alanlarda planlı bir çalışma yapmadıkları takdirde yükseköğrenim “balonunun” patlaması çok uzun sürmeyecektir.

Tufan Ekici

(Toparlanıyoruz Gönüllüsü)

Comments

comments

Yazar Hakkında Tüm yazıları gör

Toparlanıyoruz