Toparlanıyoruz

Boşa Giden Sekiz Ay! Siyasi Partiler Yönetmeye Hazır Olmayı Öğrenmeli

12935373_10154088573848988_1479047789_n

CTP-BG–UBP ortaklığı bozuldu ve böylece bir hükümet daha görevde bir yılı bile tamamlayamadan başarısız hükümetler mezarlığında yerini aldı.

CTP-BG–UBP koalisyonu, görev yaptığı sekiz ay boyunca krizler yaratan, yarattığı krizleri çözemeyen ve krizlerle boğuşmaktan programındaki vaatleri yerine getirmek bir yana, rutin işlerini bile aksatan bir hükümet oldu. Oysa kurucuları bu hükümetin adını “reform hükümeti” koymuşlardı.

Henüz hiç bir icraat yapmadan, sadece niyetleri var diye, son derece iddialı bir tavırla kendilerini “reform hükümeti” olarak sunmak zaten çelişkinin ta kendisiydi. CTP-BG–UBP koalisyonu temsilcilerinin daha hükümeti kurarken verdikleri beyanlardaki bu “sıradan” tutarsızlık, ileride yaşanacak başarısızlığın da bir işareti gibiydi.

Reform yapmak için en başta ciddi bir öngörüye sahip olmak gerekir. Bozulan CTP-BG–UBP Hükümeti temsilcileri, yaptıkları açıklamalarda, UBP kurultayı, su anlaşması ve ekonomik protokol görüşmelerinin krize dönüşmesinden ötürü hükümet hedeflerini yerine getiremediklerini söylemektedirler. Oysa, hedeflerin yerine getirilememesine gerekçe olarak gösterilen bu konuların ciddi anlaşmazlıklara gebe olduğu daha hükümet kurulmadan apaçık ortadaydı.

Hükümet mensupları yeterli öngörüye sahip olsalardı, gerekli hazırlıkları zamanında yapar, bu konuları doğru bir şekilde yönetip kriz çıkmasını engelleyebilir ve böylece bekleyen diğer hükümet işlerine bakmaya da fırsat bulabilirlerdi. Fakat CTP-BG–UBP Hükümeti’ni kuranlar, yeterli öngörüye sahip olmadıkları gibi, gerekli irade ve ciddiyetten de yoksun görünmektedirler. Nitekim, Hükümet Programı’ndaki takvime göre ilk sekiz  ay içinde yapılacağı vaat edilen 34 icraatın uygulamada sadece 8’inin yapıldığı düşünüldüğünde, hükümet mensuplarının öngörü, niyet, irade ve ciddiyet eksikliği kendiliğinden ortaya çıkmaktadır.

Geldiğimiz aşamada, mevcut Meclis’ten, 2013 seçimlerinin ortaya çıkardığı halk iradesini meşru bir şekilde yansıtacak bir hükümet çıkabileceğini söylemek pek mümkün görünmemektedir. Bu görüş, gerek Meclis içindeki, gerekse Meclis dışındaki bazı partilerce de erken seçim çağrısı yapmak suretiyle ifade edilmektedir.

İşte tam da bu noktada, Toparlanıyoruz Hareketi olarak dikkate getirmek istediğimiz bir husus vardır.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti vatandaşları için, bu tür erken seçim çağrılarının artık herhangi bir anlamı kalmamıştır. Her bozulan hükümetin ardından erken seçim çağrısı yapmak neredeyse adet olmuş durumdadır. Ancak açıktır ki, vatandaşın ihtiyacı bunun ötesindedir. Vatandaş erken seçimle neyin, nasıl değişeceğini bilmek istemektedir. Yani, erken seçim çağrısı yapan partilerin, eğer seçime gireceklerse, bugüne dek denenmiş ve başarısız olanlardan farklarını; ülkenin acil çözüm bekleyen ve bugüne kadarki hükümetlerin niyet edip çözemediği sorunları hangi yöntemlerle çözeceklerini; ülkeyi doğru dürüst yönetmek için gerekli donanımlı kadroları nasıl oluşturacaklarını halka anlatmaları gerekir.

Ülkemizde alışılagelmiş siyaset anlayışı, muhalefetteyken iktidarı bol bol eleştirmek, ama iktidara gelince de daha önce kıyasıya eleştirdiği uygulama ve davranışları üç aşağı beş yukarı aynen sürdürmek şeklindedir. Bu anlayış, yani “muhalefetteyken başka iktidardayken başka” anlayışı, aslında siyasetteki bir çok başka hastalığın veya eksikliğin de  arazı durumundadır: plansızlık, programsızlık, iradesizlik, bilgisizlik, ehliyetsizlik, ciddiyetsizlik, gerçeklerden kopukluk, tembellik… Listeyi uzatabiliriz. Artık kimsenin bu yetersizliklere tahammülü kalmamıştır.

Sonuç olarak, bir hükümet daha bozulup erken seçim çağrıları yoğunlaşırken, seçime katılmayı düşünen, ülkeyi yönetmek konusunda iddiası olan siyasetçilere bir sözümüz var. Şapkayı önünüze koyup düşünme zamanı geldi ve doğrusunu isterseniz, bazılarınız için geçti bile.

 

 

Toparlanıyoruz Hareketi

(Temiz Toplum Derneği)

Comments

comments

Yazar Hakkında Tüm yazıları gör

Toparlanıyoruz