Toparlanıyoruz

Sayıştay Raporu’nda Üç Ayda Gelinen Durum: KOCAMAN BİR SIFIR!

EmptyPost

Sayıştay Başkanlığı üç ayı aşkın bir süre önce Lefkoşa Türk Belediyesi hakkında 2008-2011 arası dönemi kapsayan bir mali denetim raporu yayınlandı. Rapor, yayınlanması öncesinde kamuoyu tarafından merakla beklenmekteydi; çünkü herkes LTB’nin şu an içerisinde bulunduğu ekonomik zorluğa düşmesinden kimlerin sorumlu olduğunu anlamaya raporun ışık tutacağını düşünmekteydi.

Raporun yayınlanması ile birlikte kamuoyunda gerekli hukuki  prosedürlerin başlatılması yönündeki beklenti de arttı. Çünkü rapor içerisinde “sahte evrak düzenleme”, “ihalesiz yapılan işler”, “yolsuzluk”, “bilgi vermeme” ve “zimmete para geçirme” gibi suç teşkil edebilecek eylemlerin tespit edildiği yazmaktadır. Raporda ayrıca belediyeyi zarara uğratmaktan sorumlu birçok kişiden bahsedilmektedir.

Sayıştay’ın LTB raporunun kesinleşmesinden bu yana 3 ay geçmiş bulunmaktadır. Buna rağmen raporda yer alan tespitlere ilişkin herhangi bir ileri adım atıldığına kamuoyu şahit olmuş değildir. Bu durumda, söz konusu raporun da – geçmiş yıllarda yayınlanan raporlar  gibi – hasıraltı edileceği düşüncesi güçlenmekte ve ülkemizde adalete olan güveni sarsan unsurlara bir yenisi eklenmektedir.

Bunu önemli bir sorun olarak gören Toparlanıyoruz Hareketi, geçtiğimiz hafta içerisinde Sayıştay raporu ve rapordaki tespitlerin gereğinin yerine getirilmesi ile ilgili olan kurumlardan, yani Sayıştay, Polis Genel Müdürlüğü ve Başsavcılık’tan – görüşme talep etmiştir. Aşağıda, Sayıştay ve Polis Genel Müdürlüğü ile yaptığımız ve Başsavcılık ile yapamadığımız görüşmelere dair izlenim ve yorumlarımızın bir özeti verilmektedir.

Sayıştay:

Sayıştay, hem nicelik hem de nitelik açısından personel sıkıntısı yaşamaktadır. Kurumda Sayıştay Yasası içerisinde belirlenen kadro sayısının yarısı kadar personel çalışmaktadır. Öte yandan, Sayıştay Yasası herhangi bir hukukçu kadrosu öngörmemektedir, ki bu anlaşılabilir değildir. Bugün dünyanın bir çok ülkesinde Sayıştay, bir hesap mahkemesi olarak yargılama dahi yapabilmekte iken, bizim ülkemizdeki Sayıştay’da bir adet hukukçu kadrosunun bile bulunmaması son derece garip bir eksiklik olarak göze çarpmaktadır.

Bu arada, Sayıştay’ın LTB mali denetim raporuyla ilgili olarak kendi yasası içerisinde yer alan bir düzenlemeye uygun davranmadığı da anlaşılmaktadır. Sayıştay Yasası’na göre, raporun yayınlanmasından itibaren üç ay içerisinde, incelenen kurumun ekonomik zarara uğramasında sorumluluğu bulunan kişilere, ödeme yapmaları için bildirim yapılması gerekmektedir. Ne var ki Sayıştay, LTB bağlamında tespit ettiği sorumlulara bugüne kadar bu yönde herhangi bir bildirim yapmış değildir. Bu durum, Sayıştay’ın da 3 aylık süre sonunda kendi sorumluluklarından birini yerine getirmediğini göstermektedir.

Polis Genel Müdürlüğü:

Polis Genel Müdürlüğü’ne yaptığımız ziyarette gördük ki Polis Genel Müdürü, genelde Sayıştay raporlarının özelde ise son yayınlanan LTB hakkındaki mali denetim raporunun akıbeti hakkında fazla bir bilgi sahibi değildir. Polis Genel Müdürü de aynen Sayıştay Başkanı gibi eleman yetersizliğinden yakınmaktadır. Fakat bize göre, bu yakınmalar yeterli bir bahane olmaktan uzaktır..

Sayıştay raporlarında görülecektir ki, Sayıştay denetim yapabilmek için bilgi ve/veya belge talep ettiğinde bazı kişiler kasten bu bilgi ve/veya belgeleri vermemiştir. Oysa Sayıştay’a talep ettiği bilgi ve/veya belgeyi vermemek yasalarımıza göre açık bir suçtur. Görünüşe göre Polis Genel Müdürlüğü’nü bu durum bile harekete geçirememiştir. Halbuki Polis Genel Müdürlüğü, herhangi başka bir çalışmaya gerek kalmaksızın bu konuda yasal takip başlatabilirdi. Bugüne kadar bu basit girişimin bile yapılmamış olması, Polis Genel Müdürlüğü’nün yolsuzluklarla savaşmak konusunda yeterli kararlılığa sahip olmadığının bir işareti olmaktan başka nasıl değerlendirilebilir?

Başsavcılık:

LTB hakkındaki Sayıştay raporu ile ilgili olarak Başsavcılık ile de görüşmek için girişimde bulunduk. Ancak Başsavcılık bu girişimimize bu güne kadar herhangi bir yanıt vermemiştir. LTB Raporu gibi, Sayıştay Başkanlığı tarafından şimdiye dek tamamlanmış, kesinleşmiş ve Başsavcılık’a gönderilmiş olan bir çok raporda, pek çok kişi hakkında yolsuzluk, usulsüzlük, kamuyu zarara sokma ve en önemlisi de çeşitli suç unsuru tespitleri yer almaktadır. Bunları ivedilikle yargıya taşımak hiç şüphe yoktur ki Başsavcılık’ın görevidir. Üstelik, basit trafik suçlarına ilişkin haberler bile basında yer bulurken, bu kadar vahim, üstelik kamuya karşı işlenmiş suçlar söz konusu olmasın rağmen, Başsavcılık bunları yargıya taşımıyor diye olsa gerek, basının ilgisinin de maalesef pek yetersiz kaldığını söylemek zorundayız.

Aslında, Başsavcılık’ın uzun bir zamandır yolsuzlukların üzerine gitmekten geri durduğu, bu doğrultuda açıklanmaya muhtaç bir atalet içerisinde olduğu gözlemlenmektedir. Başsavcılık’ın bu ve buna benzer konulardaki duyarlılığı bilinen Toparlanıyoruz Hareketi ile görüşmekten kaçınır bir tutum sergilemesi de bu bağlamda açıklanmaya muhtaç bir durum oluşturmaktadır.

Kamuoyuyla saygıyla paylaşırız.

Toparlanıyoruz Hareketi

Comments

comments

Yazar Hakkında Tüm yazıları gör

Toparlanıyoruz