Toparlanıyoruz

Koordinasyon Ofisi Anlaşması ve Hükümetin “Fonksiyon Gaspı”

9987

Bilindiği üzere mevcut CTP-DP koalisyon hükümeti, geçtiğimiz yıl Mart ayında (12.03.2014), Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile bir uluslararası antlaşma imzalamıştır. “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Gençlik ve Spor Bakanlığı Yurtdışı Koordinasyon Ofisinin Kurulması ve Faaliyetlerine İlişkin Andlaşma” adını taşıyan bu anlaşmayı TC Hükümeti adına ilgili bakan imzalarken, KKTC Hükümeti adına ise Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş imzalamıştır.

Uluslararası anlaşmaların nasıl onaylanıp yürürlüğe gireceği konusundaki düzenleme TC Anayasasında ve KKTC Anayasasında tıpa tıp aynıdır. Aynı maddeyi uygulayan TC Hükümeti, bu anlaşmanın meclis onayından geçmesi gerektiğine karar verip, Türkiye halkının iradesini temsil eden TBMM’nin onayına sunmuş, ve en nihayetinde uygun bulma kanunu ile onaylatmıştır. Diğer taraftan aynı Anayasa maddesini uygulayan KKTC Hükümeti ise, Cumhuriyet Meclisine götürmeye gerek olmadığına hükmederek, adı geçen anlaşmayı tabiri caiz ise, halkın iradesini temsil eden Meclis’ten kaçırmak istemiştir. KKTC Hükümeti bu şekilde hareket ederken, önce 18 Haziran 2014 tarihinde aldığı kararda, anlaşmayı kendisinin onayladığını ve yürürlüğe koyduğunu ifade ediyor; gelen bazı tepkiler üzerine ise 07 Ocak 2015 tarihinde bir başka karar alarak, anlaşmanın uygulanma süresini 1 yıl olarak değiştirdiğini ifade ediyor.

Buraya kadar yaşananlarda sanırım olgusal olarak pek bir ihtilaf yoktur. Şimdi, KKTC Hükümetinin bu icraatlarının aslında ne anlama geldiğine bakalım.

Bilindiği gibi, ülkemizde geçerli olan kuvvetler ayrılığı ilkesi vardır. Buna göre, yasama-yürütme-yargı faaliyetleri birbirinden ayrılmış olup, farklı erkler tarafından yerine getirilir. Bir erk, diğer erklerin görev alanına giren konularda faaliyette bulunamaz. Bu kural, devlet yönetimi için konmuş en esaslı kurallardan birisidir. İşte tam da bu sebepten dolayı, bu kuralın ihlal edildiği durumlara kısaca “fonksiyon gaspı” denir ve yapılan işlemin de çok ağır bir yaptırımı olması beklenir. Hukuk aleminde bir işleme bağlanabilecek en ağır netice, o işlemin yok sayılmasıdır. Yani, böyle bir işlem hatalı olduğu için iptali, değiştirilmesi, geri alınması falan gerekmemekte, çünkü bu işlemler hiç doğmamış sayılmaktadırlar. Ülkemize uygun birkaç örnek vermek gerekirse; Cumhuriyet meclisinin veya Bakanlar Kurulunun, evli bir çiftin boşanmasına karar vermesi; veya bir mahkemenin idari işlem yapması; veya Bakanlar Kurulu’nun kanun yapması, tam anlamıyla fonksiyon gaspı teşkil etmekte ve bu gibi işlemler yok sayılmaktadırlar.

Mevcut KKTC Hükümetinin, onun içindeki Bakanlıkların ve bağlı kurumların, son zamanlarda ciddi artış gösteren hukuka aykırı işlemlerini, kendi hükümet programına itaatsizliğini, yabancı ülkelere karşı teslimiyetçi tavrını bir tarafta tutacak olursak; diğer taraftan adı geçen Koordinasyon Ofisi anlaşmasının onay sürecinde yapılanlar, diğer yapılanlarla kıyaslanamayacak kadar vahimdir. Hükümet burada, Anayasanın çok açık olan bir amir hükmüne rağmen, yetkisinde olmayan şekilde onay işleminde bulunmuştur. Bir hükümet, hukuksuzluklarına, hukuksuzluğun zirve noktası olan fonksiyon gaspını da eklemişse, yani Yasamanın veya Yargının yetkisine tecavüz niteliği taşıyan, yok hükmünde icraatları halkın gözünün içine bakarak yapıyor ise, artık o hükümete karşı halkın çok temkinli davranması gerekmektedir. Zira bir sonraki aşamada, neyi gasp edeceği veya kimin hangi hakkına veya yetkisine tecavüz edeceği tahmin edilemez.

Uğur Çulhaoğlu

(Toparlanıyoruz Gönüllüsü)

Comments

comments

Yazar Hakkında Tüm yazıları gör

Toparlanıyoruz